Her gittiğim kitapçıda gördüğüm bir kitaptı İnce Memed. Hatta sadece raflarda durduğu kadarıyla değil, kolilerce üst üste yığılmış açılmayı beklediğini gördüm. ''Çok okunuyor demekki'' diye düşündüm. Gerçekten de öyleymiş. Birkaç kez girdiğim kitapçıda önünde durup uzun uzun izlediğim bir kitaptı. fakat bir andan sonra sayfalar arasında kaybolmanın zamanı geldi dedim kendi kendime. Ve nihayet okumaya karar verdim ve aldım. ( Şu zamana kadar okumamak için bir bahanem olmamasına rağmen neden okumadığım için de kendime kızmadım değil)
Memed. İnce Memed. Mecbur adam. Yağız atın sahibi. Sefil İbrahimin Oğlu.
Çocukluğunu bilirim Memedin.Çocukluğunu nasıl yaşayamadığını, babasızlığını, saf yüreğini bilirim. Beraber büyüdük desem yeridir. Küçücük bedenine rağmen yaptığı büyük işleri vardı Memedin. Çalışmak gibi, annesine bakmak gibi ve de en önemlisi isyan etmek gibi.
Tarlalarda beraber çalışık Memedle. Ayağı dikenlerden kanarken aynı acı gözlerimden geçip benim de ayağıma yerleşti. Annesini kaybedip için için ağlarken başı benim göğsümdeydi. Sırılsıklamdı.
Ve aşık olduğunu bilirim Memedin. Tarif edilmez bir aşktı onunki. Korkusuz, sınırsız ve de delicesine. Aynı kıza aşık olduk Memedle. Memed sevdikçe benim de sevgim kat kat büyüdü. Tek farkımız; Memed aşkı için ölmeyi göze aldı, ben ise sadece ağlamayı. İşte böyleydi Memedin aşkı.
Memed kahraman, ilah olarak görülürken aslında nasıl da korktuğuna, kaygılandığına, ölümünü an be an düşündüğüne ben şahit oldum. Ellerim omzunda '' korkma dedim, Memed korkma.''
Memedin istediği sadece güzel bir hayattı. Yanlış anlaşılmasın salt kendisi için istediği bir hayat değil ha! Tüm yetim, öksüz çocuklar içindi. Savaşlarda kocaları ölmüş, kimsesiz kalmış, yoksul, bir sıcak tas çorbaları olmayan kadınlar içindi. Annesi