Goethe'deki gibi erkenden katı ve eğitici bir akıl sorumluluk duygusuna zorlamaz onu, ve balmumu yumuşaklığındaki eğilimlerini tasarlanmış biçimlere dökmez.
Sayfa 27 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Toprağın kucağında bir Yunan heykeli gibi, Hölderlin'in zihinsel imgesi de unutmanın döküntüleri arasında yıllarca, on yıllarca gömülü kaldı. Ama yeni bir kuşak geldi ve sevgi dolu bir çabayla nihayet toprağı kazıp onu karanlıktan çıkardı ve bu mermer gencin bozulmamış saflığını ürpertiyle hissetti. Alman Helenizminin bu son delikanlısının o muazzam heykeli yeniden ayağa kalktı ve tıpkı onun bir zamanlar şarkı söyleyen dudakları gibi yeni bir heyecan tomurcuklandı.
Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Hiçbir zaman şairler, sanatçılar Schiller'in yaklaşan kendi felaketinden habersiz, coşkuyla selamladığı o çağ dönümünde olduğu kadar, böylesine kısa bir zaman zarfında böylesine büyük kayıplar vermemişti. Hiçbir zaman kader saf ve erken aydınlanmış ruhlara bu kadar ölümcül yaklaşmamıştı. Hiçbir zaman tanrıların sunağı bu kadar tanrısal bir kanla dolmamıştı.
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Oysa Goethe sanatı sadece bir parça, bu güzelim hayatın binlerce biçiminden biri olarak hissediyor, ona bilim kadar, felsefe kadar değer veriyordu, ama işte sadece bir parça olarak, hayatının etkili, küçük bir parçası olarak. Bu yüzden şeytani olanın biçimleri giderek daha yoğun hale geliyor, Goethe'ninkilerse daha seyreliyor, genişliyordu. Onlar varlıklarını sürekli muazzam bir tek yönlülüğe, radikal bir zorunluluğa dönüştürüyor, Goethe ise giderek daha kucaklayıcı bir evrenselliğe doğru gidiyordu.
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu