Sen...
Kaderin sillesini de ,ödüllerini de
Aynı şükranla karşılamış birisin...
Tutkuların kölesi olmayan bir adam göster bana,
Kalbimin içinde ,hatta kalbimin kalbinde taşıyayım onu,
Tıpkı seni taşıdığım gibi...
Hamlet’ten arkadaşı Horatio’ya
Gardner kişisel zekaların şu özlü tanımını yaptı;
Kişiler arası ilişkilerde zekâ, diğer insanları anlamaktır: Onları ne harekete geçirir,nasıl çalışırlar,onlarla nasıl iş birliği yapılabilir? Başarılı satıcılar,politikacılar,öğretmenler,klinik doktorlar ve dini liderler büyük olasılıkla yüksek düzeyde Kişiler arası zekâya sahiptir. Birey içindeki zekâ... içe dönük,karşılıklı bir yetenektir. Kişinin kendisi hakkında dikkatli, doğru bir model oluşturup bunu etkili bir yaşam sürebilmek için kullanma becerisidir.
Gardner bir başka konuşmasında Kişiler arası zekanın temelinde “diğerinin ruh halini ,mizacını,güdülerini,arzularını anlayıp ona uygun tepkiler verme yeteneğinin olduğunu; kişisel zekânınsa,özbilincin anahtarı olan “kendi duygularına ulaşabilme, bunları ayırt edip davranışını buna göre yönlendirme “ yi de içerdiğini söylemiştir.
Jüpiter akıldan çok tutku bahşetmiştir.Bunun oranı hesaplandığında 24’e 1 olduğu görülür.Aklın mutlak gücüne karşı koyması için de iki hiddetli asi yaratılmıştır; bunlar öfke ve şehvettir.İnsan hayatındaki yeri kolayca fark edilebilen bu iki gücün birlikteliğine Akıl ne kadar karşı koyabilir ki! Diğer ikisi gittikçe seslerini yükseltir,karşı koyar, Aklı yok etmeye çabalar, Aklın tek yapabildiği ise bağıra çağıra erdemli olmanın yollarını tekrarlamaktır, ta ki tükenene, vazgeçene ve boyun eğene kadar.