ElifxNimet

ElifxNimet
@ersoy145
Orjinal hesaptır İg elif_nimet145
Öğrenci
Konya, 10 Mart 2006
57 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·336 syf.·
2023 43. kitabı
Mucize - R. J. PALACIO /Sana her şeyi anlatabilirmişim gibi hissediyorum. Bazı kitaplarla tanışıklığın çok güzel nedenleri de vardır. Benim bu kitapla tanışmam da buradan bir okurun - Zehra Çalışkan Zehra Çalışkan - hediyesiyle oldu. Daha da güzeli onunla aynı anda okuma şansımız oldu ve kartopu etkisiyle kıymetli başka bir okur daha - Piraye Piraye - bize eşlik etti. Kısacası, oldukça keyif aldığım, buram buram kalite kokan bir serüvendi. Mucize Mucize Hayatınıza mucize etkisi verecek bir eser. Bazı kitaplar vardır okuduktan sonra istesen de artık eski sen olamazsın. Hayata bakışın, insanlara bakışın, olaylara bakışın... August Pullman başkahramanımız. Yüzünde fiziksel bir bozuklukla dünyaya gelen bir çocuk. Daha doğarken başlıyor hayatla zorlu mücadelesi. Onu anlamak çok önemli... Bir ortama girdiğinizde bütün insanların size yüzünde bir tiksinti ile baktığını düşünün. Sizi salgın bir hastalık gibi gördüklerini... Nasıl olurdu öylesi bir hayat? Nasıl olurdu öyle bir öğrenci olmak, normali bile çok zorken?.. "Seninle ilgili en çok neyi seviyorum, biliyor musun? Sana her şeyi anlatabilirmişim gibi hissediyorum." (s. 79) İçimdeki Müzik İçimdeki Müzik ve Sol Ayağım Sol Ayağım kitaplarını okudunuz mu? Onlar da buna benzer bir konuyu oldukça başarılı biçimde işliyordu. Zor şartlarda hayatla mücadele eden ve bu mücadelesinde yetişkinlere dahi örnek olacak çocuklar... Bölümler başta August olmak üzere eserdeki kahramanlar tarafından anlatılıyor. Bunun en güzel yanı aynı olaylara farklı bakış açılarını görmek... Bölüm aralarında farklı sanat eserlerinden geçiş cümleleri yer alıyor: "İşte benim sırrım. Çok basit. İnsan yalnızca kalbiyle görür. Özü gözler göremez." Küçük Prens Küçük Prens "Her şey yoluna girecek." (s. 70) Girer mi bilmiyorum ama bunun için bir mucize bile
MucizeR. J. Palacio · Pegasus Yayınları · 201615,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.·
2023 45. kitabı
İstanbul Portesi #kitapyorumu Size çok severek okuduğum bir kitabın yorumuyla geldim. Çok sevdim. Normalde polisiye kitap okumayı pek sevmiyorum. Ama yine de bir şans veriyim dedim. İyi ki de okumuşum diyorum. Çok sevdim... Konusuna gelecek olursam; Sanal âlemde işlenen bir cinayet… İstanbul’un çeşitli noktalarına bırakılan üç cansız beden… Doğu ve Batı resim sanatının öncüleri Vincent van Gogh ile Osman Hamdi Bey’i bir araya getiren akıl almaz olaylar silsilesi.... İstanbul sokaklarında gezen Kaplumbağa Terbiyecisi kostümlü bir katil.... Aslında biraz daha anlatmak istesemde spolier olabilir... Şifre Bilimci Milas Ulukan ve Şifreli Dosyalar ekibinin başrolde olduğu soluk soluğa okunacak polisiye türünde bir kitaptı. İstanbulu tarihi yerlerini aşırı güzel şekilde kitap bize anlatmış ve aktarmış o yüzden çok ama çok sevdim. Söylemeden geçmekte istemiyorum bu tarihi bilgiler sizi asla ama asla sıkmıyor hatta okudukça okuyasın geliyor...
İstanbul PortresiKayahan Demir · Genç Timaş Yayınları · 2024789 okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2023 15. kitabı
Kızıl Veba /Doğum "dünün" kutlu olsun en sevdiğim kitabın yazarı! Şimdi kapayın gözlerinizi ve hayal edin! Bir salgından geriye kalan tek insan olsaydınız ne hissederdiniz? O günleri yaşayan tüm tanıdıklarınız ölmüş, geriye bir siz kalmışsınız, bir de o günleri yaşayanların üç beş torunu... Dünya nüfusu 400'lerde ve dünyanın geçmişine dair sizden başka bir şey hatırlayan kimse yok... Kızıl Veba Kızıl Veba Yıl 2013! Bulaşıcı bir hastalık Etkisi altına aldığı herkesi en geç iki saat içinde öldürüyor ve ölene kadar bilincin açık... Kısa sürede tüm dünyaya yayılıyor, her yerde kaos... Yerlerde yatan ölüler, Gömülmeyen cesetler, Terk edilen şehirler, Ve bu hastalığa bağışıklığı olan bir profesör! En net salgınlarda görüyoruz sanırım kolektivizme karşı bireyciliğin ön plana çıktığını. Ya da insanlar hep bencil, işler iyi giderken kolektivist düşünce ile hareket ediyorlar. Söz konusu kişinin kendi canı olunca ne yağmadan, talandan ne de diğer insanlara zarar vermekten geri duyuyor. Covid süreci bunun en yakın örneği değil miydi? Yalnızca kendini, kendi canını, kendi karnının tokluğunu düşünen insanları göstermedi mi bize? Hiç düşündünüz mü binlerce, on binlerce yıllık emeğin ürünü olan medeniyet bir gün yıkılırsa ne olur, diye? Her şeye sıfırdan başlamak mümkün mü? Peki o günlerden kalan yegâne insan olarak her şeyin sıfırdan başlamasına şahit olmak nasıl olurdu? Şu anki hayat ve bilginizle binlerce yıl geçmişte yaşayan insanların arasına düştüğünüzü düşünün! Cem Yılmaz'ın Arog filmindeki kadar sempatik olur muydu sizce her şey! Okurken yer yer José Saramago José Saramago'nun
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Puan vermedi·258 syf.·
2023 40. kitabı
Spoiler var! Bu tarz klasikler okuyacaklara naçizane tavsiyem kesinlikle iyi bir yayınevinden okuyun. Bunu belirtmekteki amacım bir dönem, ne olacak kitap işte deyip bazı klasikleri murdar etmiş yayınevlerinden okumam ve bazı yorumlarda aynı sıkıntıları yaşayan arkadaşlara denk gelmiş olmam. Bana göre en iyisi İş Bankası Yayınları sonrasında Can Yayınları geliyor. İkiside kaliteli ve iyidir. Tercih yine sizin. Yayınevine değinmişken çevirmen Levent Cinemre’nin de hakkını teslim edelim. Yine mükemmel bir çeviri olmuş. Çoğu Jack London eserini onun çevirisinden okuduğum için, yazarı ve eserini beğenip taktir ederken, yayınevini ve çevirmenini boş geçmek istemedim. Kitaba gelecek olursak, Niyetim bir inceleme yapmaktan ziyade sadece düşüncelerimi paylaşmak. Jack London en sevdiğim yazarlardan biri olmasına rağmen ve çok iyi bir kitap okuyacak olduğumu bilmeme rağmen itiraf etmeliyim ki beklentimin de üstünde bir kitaptı. Tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi yaşam mücadelesi, hayatta kalma, varoluş gibi konuları iliğine kadar işlemiş. Naturalist (Doğalcı) bir tema kullandığından her şey bütün çıplaklığıyla oldukça yalın ve gerçekçiydi. Bunu bu kadar başarılı kullanabilmesinin nedenlerinden biri de gençliğinde bizzat maceralara atılmış birçok deneyim elde etmiş olması olabilir. Aslında benim için eserlerde kurgu birinci planda değildir. Genelde diyaloglara ve karakter gelişimlerine odaklanırım. Verilen mesaja bakar, kendime pay çıkartırım. Ama kitaptaki kurgu o kadar muazzam ki birkaç yorum yapmadan geçemeyeceğim. Roman aslında beş ana bölümden oluşuyor. Ama ben A,B,C diye üç bölüm altında yorumlamaya çalışacağım. A bölümünde bir cenaze taşıyan kızak takımı ve onları takip eden aç bir kurt sürüsü anlatılır. Aslında her iki tarafta hayat mücadelesi verirken okur bu
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,6bin okunma
Puan vermedi·57 syf.·
2023 41. kitabı
Bazı çocuklar evlerinin yetimhanelerinde kalırlar. Babaya Mektup, Franz Kafka'nın babası Hermann'a Kasım 1919'da yazdığı bir mektuptur. Kafka'nın korkusu öylesine bir korkudur ki bu mektubu yazarken bile bazı şeyleri yazmasının önüne geçer. Babası Kafka'nın aile içi soğukluğunu gördüğü için onu nankörlükle suçlamıştır. Kafka'ya fiziksel şiddetin yanı sıra, Kafka'yı daha da derinden yaralayan psikolojik şiddet uygulamıştır. Ani öfke patlamaları, sürekli bağırmaları ve hakaretleri dövülmenin etkisi kadar derin yaralar açar. Hatta mektubundan bir alıntıyla psikolojik şiddetin ağırlığından bahsedip konuyu sonlandırmak istiyorum."Bazı çocuklar evlerinin yetimhanelerinde kalırlar. Bana bir kez bile vurmadığın doğru. Ama bağırman, yüzünün kızarması, pantolon kemerini telaşla çözmen, onların iskemle kenarında hazır beklemesi benim için dövülmekten daha kötüydü. Sanki birinin asılması için yapılan hazırlık gibi, Baba." Ah canım Kafka'm.
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202254bin okunma
Reklam