Ama yaşamanın bütün akıntılarıyla sürüklenmiş bizler, bütün bağlılıkları kökünden sökülmüş bizler,bir sona sürüklenince yeniden başlayan bizler,mistik güçlerin hem kurbanı,hem de gönüllü uşağı bizler, rahatlık denilen şeye efsane gözüyle bakan ve güvenliği çocukça bir rüya sanan bizler,iki kutup arasındaki gerginliği ve ölümsüz yeninin ürpertisini bedenlerimizin bütün dokularında duyduk.(...) Bizden öncekilerse kendi kendileriyle sınırlı bir ömür sürdü. Her birimiz,hatta kuşağımızın en önemsizi bile,gerçekleri bizden öncekilerden bin kez daha çok bilir bu yüzden. Ama bilgilerimizin hiçbiri armağan değildir; karşılığını son kuruşuna kadar , yüzde yüz ödedik.