erva

erva
@ervagibi
5 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
İnsanlar yas halindeyken anlamsız davranışlarda bulunuyorlarsa, insan hayatının anlamı olmamasından ve yasın bu gerçeği açığa çıkarmasındandı.
Sayfa 224 - Can Yayınları
Reklam
Mutsuz olduğumuzda, herkes mutluymuş gibi gelir, demişti biri. Kendimizi sevmediğimizde de bizim dışımızda herkes kendini çok seviyormuş gibi gelir. Ve kendini seven insanları da sevmeyiz; onlar gözümüze batar. İçten içe, bize hiçbir şey yapmayan, hiçbir zararı dokunmayan insanlara hasetlenmeye başlarız. Bazılarımız bu duygunun farkına varır ve sorgular, bazılarımız ise içindeki bu karanlıkla yaşamaya devam eder. 28 mart 2025, cuma. | 20.22 -erva
edip’in bir şiirinde “bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek” yazdığını hatırlıyorum. sahi, neler için çarpmaz bir yürek? her şey için çarpabilir. insanların bir olup bir olmamasına alışamadım ben. bu dünyanın düzenine pek alışık olduğum söylenemez. o yüzden zaman zaman yaşamaktan pek de keyif almıyorum. aman, aramızda kalsın. yine de çabalamaya devam ediyorum. öyle yaşamdan kopmak gibi şeylere merakım falan yok. “seni düşünmek güzel şey, ümitli şey” diyen nazım'ın sözlerini “yaşamak güzel şey, ümitli şey” olarak değiştiriyorum. ben henüz düşünecek birini bulamadım. ama hala ertesi güne umutla uyanabiliyorum. çünkü inanıyorum ki hayatın her zaman daha iyi bir planı var. sizde inanın. dün ilk defa, çok garip bir şekilde, hayatımda üç yıl önceye gittim. çok küçük olduğum zamanlara daldı gözüm. “hayırdır, 3 yıl öncesi alt tarafı, ne çok küçüklüğünden bahsediyorsun?” diyebilirsiniz. insanın 17 yaşından 20 yaşına zaman öyle su gibi akıp geçiyormuş ve insan öyle büyüyormuş ki… bundan üç yıl sonra da 20’ye böyle bakacağıma eminim ama dün geçmişe biraz buruk gittim. 2022’nin mart ayına. çok yabancıydım oralara. neden orada olduğumu da pek bilmiyordum açıkçası. birini özlediğim falan da yoktu ya da bir şeyleri atlatamamış da değildim. ama neticede oradaydım. beni oralara götüren birileri vardı.
kimi neden sevdiğini bilmemek ne zor. rastgele bir sokakta yolunun ona çıkmasını beklemek ama bunu neden istediğini bilmemek. hayat da böyledir. bazen bir şeyler olur, yaşanır ama pek de geçerli bir sebebi yoktur. çok geç anlarsınız. neden yaşandığını, neden bu kadar acı çektiğinizi. hisler de aynı buna benzer, kanımca. hislerinize tam olarak anlam vermeniz için onları terk etmeniz, sonlandırmanız gerekir. artık hissetmediğiniz bir duyguyu tanımlamak daha kolaydır çünkü. içimde bir boşluk var. bunu ne annem ne babam doldurdu, ne de bir başkası. bu boşluğu sadece benim doldurabileceğimi anlamam yıllarımı aldı. kimseye bel bağlamamayı öğrenmek, herkesin gideceğini kabul etmek, gerektiğinde onu uğurlamak, kin gütmemek, her şeyi oluruna bırakmak ve hayra yormak. ne zor değil mi? ama öyle işte. bazı şeyler hak ettiğiniz için değil, yaşanması gerektiği için yaşanır. siz daha iyi bir versiyonunuza ulaşın diye. sizi bulunduğunuz çukurdan sizden başka kimse çıkaramaz. istediğiniz kadar psikolojik sıkıntılarınızın, dertlerinizin, yorgunluklarınızın ardına saklanın. nafile. siz bu hayatı sadece kendinizle yaşıyorsunuz. etrafınızdaki insanlar bu yolculukta size yoldaş oluyor. ama kıymetli yoldaşlar bulmak lazım.
“güzelliğin sesi kısıktır” diyor nietzsche. sessizce çabalayanlara, bir çiçeği sabırla büyütenlere, bir çileyi sabırla çekenlere, karınca misali adım adım ilerleyip asla yürümekten vazgeçmeyenlere, sessiz savaşlarda sessiz zaferler elde edenlere selam olsun. alıntı | 29.08.24