Maria Puder merdiven basamağına atladı, sonra bana
eğilerek, yavaş bir sesle, fakat tane tane:
Şimdi ben gidiyorum.
Fakat ne zaman çağırırsan gelirim...
dedi.
Evvela ne demek istediğini anlamadım.
O da bir an durdu ve ilave etti:
Nereye çağırırsan gelirim!
Bu sefer anlamıştım.
Ellerine sarılmak, öpmek için atıldım.
Maria içeri
girmiş, tren sessiz sedasız hareket etmişti.
Bir müddet onun bulunduğu
pencerenin yanında koştum, sonra yavaşladım, elimi sallayarak:
Çağıracağım...
Muhakkak çağıracağım! diye bağırdım.
Gülerek başını salladı.
Yüzü ve bakışları bana inandığını gösteriyordu.
içimde yarı kalmış bir konuşmanın üzüntüsü vardı.