İstanbul’da akıl almaz yasak aşk cinayeti!
Bağcılar’da karşılıksız aşk cinayeti: 4 ölü.
İzmir’de sevgisine karşılık alamayan genç,
pompalı tüfekle dehşet saçtı.
Katili, sevgilisi çıktı.
Sevdiği kızdan karşılık göremeyen genç cinnet geçirdi.
Kızı vurduktan sonra, intihar etti.
Üç ayrı şehir, üç aşk intiharı: Mersin, Antalya, Düzce’den intihar haberleri geldi.
Polis memuru, sevdiği kız evlenmeyi reddedince beylik tabancasını kalbine dayayıp ateşledi.
“Bu ne ya?”dedi kız.
Haklıymışsın vallahi;
aşk haberleriyle, cinayet ve intihar at başı
gidiyor sanki.
Herkes de aşkı iyi bir şey sanır;
daha önce hiç böyle düşünmemiştim.
Son bir ay diyorsun dedim ve sadece
Türkiye’de. Bir de dünyayı ve insanlık tarihini düşün.
Kim bilir kaç yüz milyon kişi aşk delirmesinden öldü.
“Doğru vallahi” dedi.
Şuna baksana dedi.
iPad’de bir gazete haberi açılmıştı, okudum:
Derince ilçesinde genç bir kadınla genç bir
adam, sabah erkenden deniz kıyısına gitmişler. Su derinmiş orada.
Ellerini birbirine
dolayıp sıkıca bağlamışlar ve denize atlamışlar.
Olayı uzaktan görenler olmuş, kurtarmaya çalışmışlar ama ikisi de boğulmuş.
Üstlerinden çıkan kimliklerde, adamın da
kadının da başka kişilerle evli olduğu anlaşılmış.
İkisinin de çocukları varmış.
Ne tuhaf bir intihar biçimi dedim.
Bileklerini birbirlerine bağlayarak, birinin ölüp ötekinin kurtulması ihtimalini ortadan kaldırmışlar.
Akıllıca aslında.
Artık bu adamın beklediği hiçbir şey yoktu
hayattan.
Öksürdüğünde ciğerleri dışarı fırlayacak gibi oluyor, yarım vücudu acıyla kıvranıyordu.
Belli ki bu hayata ancak votka ve
birbiri ardına sardığı ucuz tütünle dayanıyordu. Ve masanın üstündeki Lenin ile Stalin
resimlerine saygıyla bakıyordu.
Galiba hayatında en çok övündüğü şey Stalingrad Muharebesi ve iki kızıydı.
Zaten onlar için yaşıyormuş.
Niye okuyorsunuz bu adamı?
Deli de ondan! dedim.
Siz de delisiniz dedi.
Karşılık vermedim, sadece güldüm.
Niye bu kadar meraklısınız deli olmaya peki?
Çünkü en büyük akıl delinin aklıdır dedim.
Güzel bir şeye bakınca ağlar mı insan?
Ağlarmış demek ki dedim.
Buna güzellik mi diyeceğiz, başka bir şey mi bilmiyorum ama bu kadarı insan yüreğine ağır geliyor, kaldıramıyorsun.
Ona bakarken Mevlânâ’nın dizeleri gelmişti aklıma:
Bu aşka ilahi diyemem korkarım / İnsani diyemem utanırım.