Eray Yıldız

Eray Yıldız
@erycn
Bazı insanlarla yüzleşmek zordur, haksız çıkarsın. Çünkü onların galip gelecekleri ikinci bir yüzleri daha vardır. (Bernard Shaw)
Daha birkaç gün önce çekingen bir edayla kapımı çalan bu ürkek genç kızın, hangi aşamalardan geçerek bana bağıracak kadar yakınlaştığını merak ediyordum. İnsanların birbirini ilktanıma anındaki mesafeyi yok eden şey neydi; konuşmak mı, bir arada zaman geçirmek mi, birbirini daha iyi tanımak mı? Siz’den sen’e geçiş gibi, ne zaman ve neden öyle olduğu anlaşılamayan bir şeydi bu.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Biz senin bugüne kadar yediğin hayvanlarız diyor. Hepimizin etini yedin. En azından bir parçamızı yedin. Şu atı da mı yedim? diyorum. Evet diyor at burnundan soluyarak. Hani Rusya’da çalışırken arkadaşlarınla Kırgızistan’a bir gezi yapmıştınız; orada size yılkı eti yedirmişlerdi, hatırlıyor musun? Galiba hatırlıyorum diyorum. Hatta Kırgız geleneği olarak önce kulaklarımı sana ve arkadaşına ikram etmişlerdi. Evet diyorum. İyice hatırladım şimdi. Çok sert bir kıkırdaktı, yemesi çok zordu ama herkes yüzüme bakıyordu sofrada, ayıp olmasın diye çiğnemek zorunda kalmıştım. At İşte onlar benim kulaklarımdı diyor gücenik bir ifadeyle. Emin misiniz? diyorum. Burada binlerceniz var. Hepinizi yemiş olamam. Görmüş geçirmiş bir manda İnsanoğlu yer! diyor. Her insan ömrü boyunca iki bin, üç bin hayvan yer. O zaman önüme bakıyorum. Özür dilerim, hepinizden özür dilerim diyorum. Doru at Ama bunun bize bir faydası yok artık diyor.
Ne denir bilirsin: Denizler ötesine giden kişi yalnızca iklimi değiştirmiş olur, aklını değil. Senin ihtiyacın olan sürekli gezmek değil, kaplanın sırtından inmek. Hatırlıyorsun değil mi; hani bir adam kaplanın sırtına binmiş, bir türlü inemiyormuş. Çünkü sırtından indiği zaman hayvanın kendisini yiyeceğinden korkuyormuş. Ama bir insan ömür boyu kaplanın sırtında oturamaz ki! Artık kaplandan inmen, herşeyle, özellikle de geçmişinle yüzleşmen gerekiyor.
Çünkü senin anlatma merakını bilirim. Kızın başını döndürmek istiyorsun bence. Sana hayran olmasını istiyorsun. Hep sürprizlerle karşılaşmasını, seni, dünyada tanıdığı herkesten daha ilginç bulmasını falan arzu ediyorsun.
Athos Dağı’na yüzlerce yıldır bir tek kadın ayağı basmamış. Yasakmış kadınların o bölgeye girmesi. Hatta keşişler dişi hayvanların bile Athos’a giremediğini söylüyormuş. Mesela tavuk sokmuyor, horoz besliyorlarmış ama bu bana biraz mantıksız göründü. Hadi büyükbaşları, evcil hayvanları anladık da dağa gelen yaban hayvanlarını, uçan kuşları nasıl engelleyeceklerdi? Sahiden hiç kadın yok mu o dağda? diye sordum. Yok dedi Gerçekten yok. Öyle bir dünyada yaşamak ilginçmiş; insan bir süre sonra kadın denen bir canlı türünün varlığını unutuyormuş. Sadece erkeklerden oluşan bir insanlığı düşlemek çok zormuş ama orada o tuhaf duygu yaşanıyormuş. Dağdaki keşişlerle ahbap olmuş. O çilekeş insanlar Mehmet’e kalos anthropos, yani iyi insan diyorlarmış. Hepsiyle dostluk kurmuş.