Sanırım gezgin cellatlar gibi o da insanların kendisinden uzak durmasına alışık. (Yoksa cellatlara ve işkencecilere sadece taşrada mı hâlâ ahlaksız gözüyle bakılıyor?) Ona bakarken ilk seferinde ne hissettiğini merak ediyorum: Kerpetenleri sıkmak, vidaları sıkıştırmak ya da yaptıkları her neyse onları yapmak için bir çırak olarak davet edildiğinde o anda yasaklanmış bir sahaya girdiğini bilerek titremiş miydi acaba? Kapalı kapıların ardında yaptığı, geri dönüp diğer insanlarla aynı masaya oturmasını sağlayan özel bir temizlenme ayini olup olmadığını da merak ettiğimi fark ediyorum. Ellerini çok mu özenle yıkıyor ya da giysilerini tamamen mi değiştiriyor; yoksa Büro ahlak ve ahlaksızlık arasında rahatça gidip gelebilen yeni adamlar mı yarattı?
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayal edin: Teslim olmaya hazırsınız, teslim olmaya, artık teslim edecek bir şeyiniz kalmamış, ezilmişsiniz, yine de daha fazlasını vermeye zorlanıyorsunuz!
Günün gürültüsü patırtısı içinde özlediğim sessizlikle, gecenin bu saatinde kavuştuğum sessizlik aynı değildi. Hiçbir şeyin yokluğu varlığına denk değildi.
Ben aşık olmadım kimseye sonra, oldum sandım, gecenin bir vakti başka bir adamın yüzünde onun yüzünü görünce anladım ki, olmamışım. Yine de idare ettim. Boş kalbim tangırdarken göğüs kafesimin içinde, duymazdan geldim, sever gibi yaptım birilerini, sevdim de belki, yani biraz. Ama işte bilirsin, üstünde durmadım çok. Zaman da girince araya, unuttum gitti, hepsini, her şeyi.
Hayatlarında hep doğru ata oynamış kadınlar için her şey ne kolay. Benim gibi daha ilk yüz metrede kaybedeceği gayet aşikar, düz yolda yürümesini bile beceremeyen atlara düşkün biri için hayat çok farklı bir yer.