En sakin, en huzurlu görünen hayatların arkasındaki sırları, kimi zaman o hayatların içinde ya da hemen yanı başında olsak dahi, görmemiz mümkün olmayabilir. Sır aslında bizim ortaya çıkarttığımız bir şey değil, bizzat sır sahibinin, kendi istediği zaman ortaya çıkarttığı bir şeydir.
Yalnız, insan yaşlanıp da başkalarının sinyallerinde kendi sinyallerini görünce bir tuhaf oluyor, mesela diyelim ki kendi kendisiyle baş başa kalıyor. Yaşlı kadınlarla küçük kızların makyaj yapmalarında benzer bir şeyler olduğunu düşündüğünüz oluyor mu sizin de? Benim oluyor. Peki neden birisinde o kadar sevimli gelen bir şeyin, diğerinde bu kadar dokunaklı göründüğünün sırrını çözebildiniz mi?
Coğrafya diye diye, bir fay hattının üzerinde oturdu durdu işte senelerce... Coğrafya kaderdir, Berrin Hanım kader! Bunu Tunus'ta hayata gözlerini açan İbn-i Haldun demiş, inan olsun, sizi düşünmüş de demiş...
Buraya kitap almaya gelen, hala benim tavsiyelerimi soran sadece birkaç kişi kalmıştı koskoca şehirde: Birkaç eski müşteri. Kitap satın almayı, tüm hafta boyunca bir türlü gerçekleştiremedikleri kimliklerine, bir türlü doyuramadıkları egolarına, bir türlü içlerinden bulup çıkaramadıkları pozitif enerjilerine ve habire yerinde sayan kariyerlerine son çare olarak keşfettikleri cumartesi alışverişlerinin rastlantısal bir uzantısı olarak değil de, bir yarenlik vesilesi olarak gören birkaç eski müşteri.
Hep öyle yaparım ben, çayı koydum mu bardakları da hazırlarım. Çay hazır olduğunda aramıza girecek hiçbir engel kalmasın, çayla birbirimize kayıtsız şartsız hazır olalım isterim.