Puan vermedi·162 syf.··
2026 63. kitabı
2028'den 2065 kadar dönemin özeti ile başlayan kitap esasen 2065 yılında geçmektedir. Ovidius Motel'i farklı milletlerin insanların çalıştığı bir moteldir. Makedon göçmeni, Afgan, Suriyelilerin,Özbek, Afrika kökenli ve Diyarbakırlı çalışanları olan bir motel. Motelde gizli bir müzakare yapılacaktır; Amerika,Rusya, Sudi Arabistan,Almanya, Çin, Hindistan, Iran,Azerbaycan, Şam(Suriye) ve Türkiye'nin temsilcilerinin katılır bu toplantıya. Hararetli geçen bir toplantı olur. Gelecekten gelen bu kitap, okuyucuya farklı bir konu sunmuş. Motel, kuruluşu, bünyesinde barındırığı çalışanlar ve temsil ettiği misyon açısından dikkat çekici bir içeriğe sahip. Kitapta geçen yergileleri ayrıca sevdim. 2060-2070 olası Türkiye'yi okumak isterler için değişik bir deneyim. Alican Ange Yayınları
Ovidius MüzakeresiDadal Ugan · Ange Yayınları · 20257 okunma
8/10
·308 syf.··
2026 29. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:42
#KitapYorum #KuzgunYemini #KamuranElagöz #EdebiyatistYayınları #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Edebiyatist Yayınları'ndan çıkan, Kamuran Elagöz'e ait, "KUZGUN YEMİNİ" isimli polisiye romanı tanıtmaya çalışacağım. Bazı kitaplar bitmez. İsteseniz de hayatın devamı gibi o arka planda kendi kendini yazmaya devam eder. Çünkü gerçek duygular, doğrular, vicdan, adalet, hırs, kötülük, gizem, aşk, dostluk, ölüm, doğum ve daha nice olgular sönümlenmeden bir yerlerde, rutin yaşanır. Bilinir ki; "Vicdan adaletin kalbidir. İyiliğin çoğalması için bazen kötülüğe izin verirsin." Tabi hakkaniyet adına. Bu cümle aklımın süzgecinde kumla altının ayrışması gibi kaldı. Bir altın avcısının avuçlarındaki serinliği, çizikleri, sevinci, acıyı, cesareti, sabrı, beklemenin kudsiyetini, heyecanı, bulmayı hisseder gibi." KUZGUN YEMİNİ " düşündüren, düşündürürken kendinizle, yüzleştiren, kimliğinize, benliğinize bir soğuk su vurumu misali şoka sokan bir yolculuk daveti. Bildiğimiz ancak itiraf iplerini sıkı tuttuğunuz tüm sırların çözümü, o anda kayboluşun soğukluğuna sıcak bir darbe sanki. Şimdi konu penceresinden şehrin ıslak sokaklarında izler bizi nereye götürüyor hep birlikte bakalım. "KUZGUN YEMİNİ" Polisiye, gizem ve tarihi gerilim unsurları taşıyan bir kurgu eser. İstanbul'un dar sokaklarında geçen, Da Vinci gibi gizemli bir figürün etrafında şekillenen bir intikam ve ihanet hikâyesi. Karanlık sokaklarda işlenen cinayetlerin ardında yatan sembolik ve titizlikle işlenmiş izleri takip eden bir anlatı. Eski Başkomiser Cenk’in yıllar sonra danışman olarak çağrıldığı bu karmaşık dosya, yalnızca bir katilin değil, parçalanmış bir ruhun haritasını da açığa çıkarır. Yirmi yıl önce ekilen kötülük tohumları, bugün kanla sulanarak filizlenir. Hemen aklıma genelde bu tip
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202621 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·185 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:18
Voltaire’in 1759’da kaleme aldığı Candide ya da İyimserlik, özellikle Avrupa’nın o tarihlerde içinde bulunduğu kaos içerisinde felsefe tarihinin en keskin, en keyifli ve güncelliğini yitirmeyen hicivlerinden biri olmuş. İlk Lisede elime geçmişti tabi o yaşlarda çok dar bir düşünce dünyası ile okumuştum.. Kitap, döneminin popüler felsefesi olan ve Gottfried Leibniz tarafından ortaya atılan "Yaşadığımız dünya, olabilecek dünyaların en iyisidir" düşüncesini (iyimserlik felsefesi) acımasızca tiye alıyor. Esasen Voltaire kitabın çeşitli bölümlerinde insanın bir bünyede barındırdığı pek çok karakteristik özelliklerin her birini birer karakter olarak yaratıp olabildiğince hamasetten uzak insana ve fıtrata uygun biçimde bir insan/yaşam tahlili yapıyor insanın muhattap olduğu her şeyi kendi eliyle meydana getirdiği hakikatini sunuyor . Bilmediğimiz bir şey yok zaten usta demek bildiğimiz şeyleri ilk defa duyuyor gibi anlatabilmek demek.
CandideVoltaire · Dorlion Yayınevi · 20197,1bin okunma
Puan vermedi
Momo, Eski bir fahişenin oğludur. Annesi ve babası onu yıllar önce başka fahişelerin de çocuklarına bakmak için bir nevi çocuk evi işleten Madam Rosa ya vermişlerdir. Romanımız esasen bu Momo nun büyüme ve Madam Rosa nın yaşlanma süreçlerine paralel olarak 2 karakter üzerinden ilerliyor ve belirli bir konusu yok. Göçmen , azınlık yahut fahişe çocukları olmalarından dolayı sadece maddi değil birçok manevi duygudan yoksun olarak büyümeye çalışan çocukların hayatlarına sokuyor bizi yazar. Özellikle Momo, diğer arkadaşlarından farklıdır, fazla hassas fazla duyarlıdır. Algıları o kadar açıktır ki romanın uzun bir kısmında Momo nun 10 yaşında olduğu bilgisi verilmesine rağmen buna okur olarak inanmamız zor geliyor. Bu anlamda tam bir yeraltı edebiyatı. yeraltı edebiyatından beklediğimiz, yeraltı edebiyatın bize verdiği o karamsar, o rahatsız edici hayat bu kez on yaşında bir çocuğun cümleleriyle bizi aktarılıyor. Aslında çok sert detaylara tanık Olmamıza rağmen, Momo'nun cümleleri bizim adeta içimize işliyor. Momo'nun içinde o kadar çok sevgi o kadar çok duygu var ki, o duyguları birine aktarmak için kimseyi bulamıyor. sokaktan bir köpek Buluyor ve tüm ilgisini tüm sevgisini bu köpeğe gösterebiliyor ancak. Sevgisi o kadar sahicidir ki köpeğine daha iyi bakacak birine bulduğu zaman, hiç tereddüt etmeden köpeğine ona veriyor, veriyor diyorum çünkü Momo köpeği alan kişinin verdiği parayı çöpe atacaktır. fahişelik, ve fahişe kavramı, Roman içinde "kendilerini kıçlarıyla savunan insanlar" olarak tanımlıyor, daha doğrusu bu Momo'nun tanımı. Hatta Momo fahişeleri En iyi anneler olarak görür, çünkü onlar çalışma aralarında, kısıtlı zamanlarda sadece çocuklarına ilgi gösterip ve onlarla vakit geçirmeye çalışırlar. Zor bir hayattan kendine Şemsiyesini giydirerek ondan arkadaş
Onca Yoksulluk VarkenRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 20095,8bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 8. kitabı
Orhan Kemal'in yazarken ağladığı o kitap:El Kızı Bu kitap tıpkı bir Yeşilçam romanı gibi, ama sonu mutlu değil buruk bitenlerden. Sigmund Freud bizim toplumumuz tarafından hep çok başarılı ve haklı bulundu. Çünkü bizim toplumumuzda belki de yüzyıllarca yer etmiş gelin-kaynana gerçeği var. Aslında sorunlu olan gelin-kaynana değil asıl sorun olan annesinin ve eşinin konumunun ayrımını yapamayan, Ağa, paşa gibi sözlerle büyütülmüş, babasından gördüğünü aynen eşine ve annesine uygulayan evin oğulları. İşte kitabımızda böyle karakterlerle başlıyor. Zalim anne Hacer, onu yücelten oğlu Mazhar, ve kaynana eziyeti altında zulüm gören Nazan. Ah Nazan! Öncesinde kitap başladığında öyle çok kızdım ki sana. "Neden hakkını aramıyorsun, neden sesini çıkarmıyorsun" diye sonra anladım ki meğer büyültüldüğün sözler çok da farklı değildi. Senin büyütüldüğün sözler "Erkek kadının küçük tanrısıdır" sözleriydi. Bizim toplumumuzun en büyük cehaletinin ve putunun "elalem" olduğunu kitapda bir kez daha görüyoruz. Kadınlar bu toplumda hep eziyet çekti çekmeye de devam ediyor. Sanmayın ki kitapta yaşananlar günümüzde yaşanmıyor. Belki kadınlar kaynanasıyla aynı evde yaşamıyor ama iş hayatında yaşadığı mobinglerin pek de farklı yok esasen. Yahut daha kötüsü olan tacizler, tecavüzler sonucunda suçluya gereken cezayı vermeyen hakimler, suçlunun takım elbise giyince cezasının hafiflemesi bize toplumun geliştiğini mi gösteriyor yahut bir arpa boyu yol gidemediğimizi mi? Bazı şeyler bitmiyor yalnızca şekil değiştiriyor. Umutsuz muyuz peki? Elbette hayır! Kitaptaki Haldun karakteri tam da bunu simgeliyor. İyi ve saygılı, gereken değerlerin verildiği gelecek nesilin bizlere umut ışığı olduğunu. Bu çarkın değişmesi için yeni nesile gereken eğitimin ve manevi değerlerin öğretilmesi ve eğitilmesi şart.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
6/10
·152 syf.··
2026 63. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:24
Bu dramda sevginin dagidici terefi ön plandadir.Bir qadinin xeyallarinin puç olduğu heyatinin sönduyu o an ,yoldaşinin ona xeyanet etdiyi an ! Əsərin mərkəzində Medea adlı qadın dayanır. O, əri Yason (Jason) üçün hər şeyini qurban verir. Lakin Yason onu tərk edib başqa qadınla evlənmək istəyəndə Medea qəzəb, xəyanət və intiqam hissləri ilə hərəkət etməyə başlayır. Eser esasen dialoq formasindadir ve teatrlaşdirilib belkede bircoxlari Medeani teatrda izleyibler Seneca bu əsərdə göstərir ki, insan qəzəb və ehtiraslarına təslim olduqda həm özünü, həm də ətrafındakıları məhv edə bilər. Bu fikir onun stoik fəlsəfəsi ilə də əlaqəlidir.
MedeaSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019852 okunma