Bir kılıbık, hayatın en ağır yüklerini karısının üstüne atmıştır. Hiçbir şey düşünmez. Hiçbir şeyden mesuliyeti yoktur, kendi kendisine ait meselelerle bile zihni meşgul değildir, hiçbir hesapla beynini yormaz, hiçbir gece uykusu kaçmaz, başının içi, iki yaşında bir çocuğun beyni gibi rahattır. Ve bir kılıbık, iki yaşında bir çocuk gibi, şefkat, himaye, nevaziş görür.
Sürekli olarak halinden şikayet edende gizli bir kibir vardır. Kendisini hep en iyiye layık hisseder. Küçük şeylerden mutlu olmayı başaramaz. Dünyayı değiştirmeye çalışırken kendisini ihmal eder.
Başarı tepesine eller cepte çıkılmaz, çiçekli yollardan gidilmez. Huzur ve mutluluğun bir bedeli vardır; o bedel de cesarettir, doğrular adına riske girebilmektir. Kendine inanmak ve güvenmek başarının ön şartlarındandır.