Mehmet Rauf'un okuduğum ilk romanı Eylül idi. Eylüldeki karaktarlerin ruhi tahlileri, hislerinin betimlemeleri bana o kadar işlemişti ki, Mehmet Rauf'un birçok kitabını okumak için edindim. Bu kitap da onlardan biri. İncecik bir aşk romanı. Bir solukta rahatlıkla okunabilir. İçerisinde bir olay örgüsünden çok karakterlerin iç dünyalarına yer verilmiş. Eylül romanı kadar aşk dolu olduğunu düşünmüyorum o denli etkilemedi beni Eylül romanı gerçekten karakterlerle büyük bir empati kurmamı bağlanmamı sağlamıştı bu kitap o kadar değildi. Böğürtlen bir dönem romanı ve ben dönem romanlarında halkın büyük kesiminden uzak yaşantıların anlatılmasından bir miktar bunalmış durumdayım. 1900 yılların başında yazılan, İstanbul'da çok lüks ve halkın büyük çoğunluğundan zihniyet ve yaşantı olarak uzak bir topluluğu ele alarak yazılan bu kitabın, o zamanı tam olarak yansıtmadığını düşünüyorum. Kitapta baştan sona kadar iç bunaltıcı bir takım sanrılardan bir takım yıpratıcı duygulardan bahsediliyor. Kitap sonu güzel bağlanmış yoksa okumaya değer olduğunu asla düşünmezdim çünkü bir neticeye varmayan kitaplardan hoşlanmıyorum. Hasılı kısa akıcı platonik aşkı konu alan bir dönem romanı. Okunur mu? Stefan Zweig'ın kısa basit kitaplarına yoğun bir ilginin olduğu son zamanlarda bu kitap da okunursa yoğun ilgi görecektir.
Boykot bir direnme, başkaldırı biçimi, var olma şekli, cehd yöntemi ve dava meselesidir. Zalim ve kâfire karşı, Müslüman yahut da zalim olmayan başka bir insanın ürünlerini tercih etmek herkesin üzerinde bir yükümlülük ve mükellefiyettir. İnsanlar yaptıkları her şeyden hesaba çekileceklerine göre, yapmaya güç yetirip de yapmadıkları, yapmak istemedikleri her şeyden de hesaba çekilecekler.