İtfaiyecilerin yangını söndürmek yerine yangın çıkardığı, kitapları yaktığı, mekanik tazıların tasarlanıp sözde güvenlik için kullanıldığı, böcek denilen iki tekerlekli ve oldukça hızlı arabaların zevk uğruna insanları öldürme aracı yapıldığı, ölenlere bir mezar taşı ve yazısının bile layık görülmediği bir dönem... Kitaplar faydasız ve kafa karıştırıcı nesneler olarak görülüyor ve ele geçirildiği anda yakılıyor. İnsanların beynini boş yere meşgul eden (!) kitapların, edebî eserlerin yalnızca birer cümlelik özetlerini okumak kafi, aksi takdirde insanların aklı boş yere çalışacak, yorulacak ve insanlar huzursuz olacak.
Bundan birkaç yüzyıl önce yaşayan insanlara günümüz teknolojisinden bahsedilse eminim hepsini saçma birer hayal olarak göreceklerdi ama insanoğlu hayal ettiği ne varsa icat etti ve hayal etmeye de devam ediyor. Fahrenheit 451 romanını okurken içinize dolan huzursuzluğun ve korkunun sebebi de bu. Günümüzde de böyle değil mi? Okumuyoruz, okumaya vakit ayıramayacak kadar meşgulüz. Hatta kitap okumayı oldukça boş bir eylem olarak değerlendirenlerimiz var. Bir kitabın bize kattıklarını; hayal dünyamızı nasıl geliştirdiğini, kelime hazinemizi nasıl zenginleştirdiğini, kendimizi yazılı ve sözlü olarak ifade etmemizde ne denli faydalarının olduğunu unutup kitap özetlerine sarılıyoruz ya da kitaplardan uyarlanan filmleri izleyerek o kitap hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünüyoruz