Eser Uygun

Gerçek şu ki, acı da yaşamın bir parçasıdır. Bundan kurtuluş da yoktur. Insanoğlu er ya da geç yaşlanacağı, hastalanacağı ve öleceği fıkri ile yüzleşecektir. Er ya da geç değer verdiğimiz iliskileri reddedilme, ayrılma veya ölüm nedeniyle kaybedeceğiz. Er ya da geç krizlerle, hayal kırıklıkları ve başarısızlıklarla yüz yüze geleceğız. Bu ise, șu ya da bu şekilde hepimizin acı veren duygu ve düşünceleri tecrübe edeceği anlamına gelmektedir. İyi haber ise bu açıdan kaçınmasak da acıya hayatımızda yer açarak, acının içine dalmadan üzerine çıkarak ve yaşamaya değer bir hayat yaratarak onunla çok daha etkili bir şekilde başa çıkmayı öğrenebiliriz.
Sayfa 20
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mutluluğun bir diğer anlamı ise "Içsel anlamda zengin, dolu ve anlamlı bir hayat sürmektir." Yüreğimizin derinliklerinde gerçekten önem taşıyan şeylere ilişkin harekete geçtiğimizde, değerli gördüğümüz istikamette yol aldığımızda, hayatta savunduğumuz şeyin ne olduğunu açıklığa kavuşturup buna uygun davrandığımızda hayatlarımız zengin, dolu ve anlamlı olacak ve güçlü bir yaşam enerjisi hissedeceğiz. Bu geçici bir duygu değildir; iyi yaşanmış bir hayatın getirdiği derin bir sezidir. Ve her ne kadar böylesi bir hayat bize pek çok keyifli hisler yaşatacaksa da keder, korku ve öfke gibi rahatsız edici hisleri de yaşatacaktır. Bu zaten beklenen bir şeydir. Dolu bir hayat yaşarsak, insanî olan bütün hisleri de tüm çeşitliliği ile hissedeceğiz.
Sayfa 20
İnsan, bilhassa kadın ve erkek münasebetleri o kadar karmakarışık ve arzularımız, hislerimiz o kadar anlaşılmaz ve bulanık ki, hiç kimse ne yaptığını bilmiyor ve akıntıya kapılıp gidiyor. Ben bunu istemiyorum. Beni yüzde yüz doyurmayan, bana tam manasıyla lüzumlu görünmeyen şeyleri yapmak, beni kendi gözlerimde küçültüyor.. Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu... Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?.. Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız? Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizim reddedişlerimizde bile bir âcz bulunacak?
Sayfa 97·Kitabı okuyor
Bir ruh, ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize, bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden, meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya, ruhumuzla yaşamaya başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler, hicaplar bir tarafa bırakılıyor, ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.
Sayfa 87·Kitabı okuyor

Eser Uygun

, bir kitabı okumaya başladı
Sabahattin Ali
8.7/10 · 376,5bin okunma