Necip Fazıl’a yapılan propagandanın, kol kol, bütünü de şöyledir:
• Onun, ömründe tek vakit namaz kıldığı görülmemiştir. •Filân yerde, halkı aldatmak için cemaatle namaz kılmıştır. • Alenen oruç yerken gördük. • Oruçlu gibi duruyordu ama, gizli gizli yiyordu. • Başlıca zevki kumar, içki... • En yüksek(!) ve serbest düşünceli muhitlerle düşüp kalkar. • Zevcesinin başı açıktır. • İslâmlık iddiası samimi değildir. • İslâmlığı, sadece züppelik, gösteriş, garabet ve orijinal görünmek içindir. • İslâmlığı, bazı safdilleri avlayıp şahsî menfaat koparmak içindir. • İslâmlığı, gazetesini satabilmek için bir ticaret vesilesidir. • Samimidir, fakat delidir. • Son derecede akıllı ve hesaplı, şeytanî bir politikacıdır. • Komünisttir. • Faşisttir. • Nefsaniyet, husunet, benlik, kibir örneğidir. • Borçludur; borcuna sadık değildir. • Eşi görülmemiş bir müsriftir. • Ahlâksızdır. • Şantajcıdır. • Yüksek şairlik ve edipliğini politikaya kurban etmiş bir zavallıdır. • Şeriatten nokta feda etmez bir yobazdır, geri şeriatçidir. • İnkılâbın en tehlikeli düşmanıdır. • Anadolulardan başka hiç kimseyi sevmeyen dar, kapalı bir havzacı, aşırı ve marazi bir milliyetçidir. • Irk ve milliyet mefhumuna düşman, modası geçmiş bir ümmetçidir.
Sayfa 54 - (12 Ağustos 1949, Cuma Büyük Doğu Dergisi s.: 23)·Kitabı okuyor
Alıntı
… insanın ona öylesine tapan bir eşi olunca doğal kusurların artmaması pek mümkün değildi…
Sayfa 95 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Klinik bir bakış açısıyla Jung, şaman geleneklerine dair bilinçli bir farkındalığı olmayan danışanlarının pek azının terapileri sırasında şaman motifleri çizdiği görüşündeydi. Bu motiflerden biri de şaman ağacıydı. Jung için tüm semboller gibi bunun da zengin bir anlamı vardı. Canın daha yüksek hakikatine doğru yükselişini sembolize ederdi; bazen bir yılan şeklinde, şamanı ebedi gelini ya da göksel eşi ayartmaya,evcil koruyucu ruhuna ve aynı zamanda besleyici annesine doğru çeken anima olarak tasvir edilirdi.
Alıntı
İlim niçin okunur? Dinimizin hak olduğunu;kainatın,vacibul vücud olan,şeriki,naziri,eşi,benzeri bulunmayan bir Allah'ın eseri olduğunu;bütün kâinatın onun sun'u, bütün insanların da onun kulu olduğunu bilmek için...
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Haklıydı... Herkesin kendisini anlayacak birini aradığı bu dünyada hiç kimsenin anlaşılamayacağı fikrini şimdi daha iyi anlamıştım.
Onun ifadelerinde "kadın dırdırı'" diye bir şey olmadı. O "konuş" diyen, eşi konuşunca gönlü ferahlayan bir eşti. Eşinin konuşması ile ferahlayan bir Peygamberin, eşinin konuşmasından rahatsızlık duyan ümmeti olduk. Onun için bezginlik veren anlamında dırdır kelimesini kullandık. Bu kelimeyi kadın ile özleştirdik. "Dırdır etme" diyen bir ește "Konuş ya Aişe!" diyen Peygamberini hatırlamak belki de en çok kadını rahatlatır. Bunun bir sınav olduğunu düşündürür. Sünnetten uzak davranış içindeki eşinin, peygamberi ahlakı edinmesi için merhamet ile dua ettirir. O, "Ferahlat ya Aişe!" dedikçe aslında ferahlayan Aişe idi. Kadın ferahladıkça elbet erkek de ferahlardı. Erkek çoğu kez bu inceliği bilemedi. Kadın ile kendini mutsuz etti.
Reklam
Reklam