ULAŞ YURDAKUL-KİBİR MATEMATİĞİ (alt baŞlıklarda "Bir'i Aramak' ve "Eksi Bir'in Gürültüsünde" ekseniyle) okuru klasik bir "hikâye"den cok, bir düşünce yolculuğuna davet eden, deneme-manifesto çizgisinde ilerleyen bir metin. Kitabın olay örgüsü; karakterlerin, çatışmaların ve sürpriz dönüşlerin peş peşe dizildiği bir kurgu yerine, "insanın içindeki merkez"in (benlik/ego) nasıl kurulduğu, nasıl büyüdüğü ve nasıl dönüştürülebileceği etrafında kademeli bir ilerleyiş kuruyor. Yani "olay" dediğimiz şey burada dış dünyada değil; okurun zihninde, vicdanında ve bakışında gerçekleşiyor.
Metnin omurgası, çok net bir matematik metaforu üzerine kurulmuş: +1 (hakikat/iyilik/teslimiyet), 0 (insan/ irade/esik), -1 (kibir/bozucu enerii). Yazar, insanın hayatı "varlık-yokluk'' ikiliğine sıkıştırdığını; oysa asıl savaşın, insanın içindeki yönelimde yaşandığını söylüyor. Modern İnsanın "0" noktasını (kendini merkez) sanıp her seyi ölçmeye, biçmeye, hükmetmeye çalışması; kitabın gözünde, kibri büyüten ana mekanizma. Bu yüzden kitap, "kibir"i yalnızca ahlaki bir kusur olarak değil, dünyaya bakış biçimini çarpıtan bir işlem gibi ele alıyor: Girdiği her kabı kirleten, her güzelliği negatife çeviren bir "-1" etkisi... Bu yaklaşım kitabın temel mesajını da açık ediyor: İnsanı büyüten șey, kendini büyütmesi değil; kendini merkeze koymaktan vazgeçip vicdan ve teslimiyetle "Bir"e yaklaşması. "Olay örgüsü" dediğin derinlik, kitapta bölüm bölüm genişleyen bir tartışma alanıyla sağlanıyor. Başlarda, "teknolojik tartışma değil; bugünün gürültüsünür matematiksel dökümü" gibi bir iddiayla kapıyı açıyor Sonra bu gürültüyü; iletişimsizlik, anlam kayması, kalabalık içinde yalnızık gibi modern başlıklara bağlayıp "Babil sendromu" benzeri bir çerçeveyle okurun günlük deneyimine indiriyor. Ardından, okuru