Ceku

Ceku
@eskicilik
Bu Kitabın Son Sözü
sen artık bu kitapta: noktaları virgülleri satırları taşımıyorsun. sen artık bu kitapta koşmuyor bağırmıyor alnını kaşımıyorsun. sen artık bu kitapta yaşamıyorsun. ve Benerci sen bu kitapta: kendi kendini öldürmene rağmen benim ellerim senin kanlı delik şakağına dokunacaktır. cenazende dosta düşmana karşı matem marşı okunacaktır.
Sayfa 116
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
sorun şu ki Tanrım, gömleğim önden yırtıldı. gömleğim önden yırtıldı ve artık hiç kimseye masumiyetimi ispat edemiyorum. bu bir kaza sadece ve sonucu değiştirmiyor. kuyuda saklanıyorum uzun yıllardır. gelip geçen kervanlardan saklıyorum kendimi. esir olmak korkusu, pazarlarda satılmak korkusu yapışıyor boğazıma. kendi karanlığımda boğulmayı seçiyorum. dışarı çıktığımda gökyüzünü ciğerlerime çekip, çocukları havasız bırakmak endişesi var üzerimde. böylesi garip ve bir o kadar saçma endişeler taşıyorum. oysa ne Meryem’in iffetinden şüphe etmişliğim var ne de Magdalena’ya bir tek taş attım. gömleğim önden yırtıldı ve artık kimseye anlatamıyorum suçsuzluğumu. tanrım bu nasıl bir yorgunluktur?Uhud az önce sona ermiş gibi nefes nefese yürüyorum. sözlerin nasıl da yoruyor bedenimi. sarsılıyorum, titriyorum, ateş vücudumu sarıyor. gözleri çalınmış savaşçılar dolduruyor uykularımı. kadınların çığlıklarıyla uyanıyorum gece yarıları. yatağımdan ölü çocukların şarkılarını topluyorum sabahlara kadar. seytanın kirli tırnaklarından besleniyor kentliler. ışık, biraz ışık lütfen!mabedlerin karanlığında günaha el açıyoruz. biraz inşirah lütfen!İstatistik tablolarında ölümler düşüyor payımıza. gazete manşetlerinde tüketiyoruz hayatı. hayata gözlerimi kapıyorum. hayata kalbimi kapıyorum. hayata ruhumu kapıyorum. sesler ve ışık yok artık. aşk ve merhamet yok. böylesi yoksuluz işte Tanrım! kentin büyük ve gösterişli binalarına sıkışmış ruhlarımız. bir gün uzaklarda düşeceğim. kimselerin tanımadığı yerlerde düşeceğim ve öylece kalakalacağım. bedenimden yayılan kokular rahatsız edecek iyi giyimli insanları. korkarım bir gün uzaklarda düşeceğim. işte böylesi korkular düşüyor birden üzerime ve ben ne yapacağımı şaşırıyorum. kiminle konuşacağımı ve nereden başlayacağımı sözlerime. kelimelerin,
Sayfa 127
öncesiz ve sonrasız, bağlantısız ve belgesiz tükenivermek bir ağacın, bir evin, bir pabucun hakkıdır. bir insanın, bir insanın ama, bir Rosa'nın niçin eskidiğini bilmem gerek, yeni Rosa'yı bunun üstüne kurmam gerek. Rosa, bir çocuk gibi küskün: -sen bir otomobil misin, bir çamaşır makinası mısın, bir elektrik süpürgesi misin ki senden bir önceki modelin bozukluklarından sıyrılmış olarak piyasaya sürülmek istiyorsun?
Sayfa 97
-benim ellerim de beyazdı, beneksizdi böyle... soruyla baktı yeni Rosa: -hangi seçimden, -hangi kavgadan, -hangi uyanıştan, -hangi nefretten, -hangi sevgiden, -hangi barıştan, -hangi savaştan sonra oldu bu? Rosa durakladı: -bir gün, o gün mutsuz olmalıyım, kedim Mischa'yı sevecektim tam, hain tırmıkladı elimi, o an, birden ellerimi gördüm.. gördüm ki ellerim.. durakladı, daha inceden baktı yeni Rosa’ya.. ve yüzüm şeftali gibiydi, diriydi vücudum, sesim şarkılıydı, yüreğim çok hızlı atardı.. yine amansızca sordu yeni Rosa. -hangi seçimden, -hangi özetleyişten, -hangi anlayıştan, -hangi duyuştan, -hangi arayıştan, -hangi buluştan sonra değişti bunlar?
Sayfa 96
ben unutamam ama, Tante Rosa'nın öldüğünü bir ben unutmam. onu o dehlizden ben soktum çünkü. o Rosa ki her dehlize sokulabilir. o Rosa ki istenirse yaşar ve ölür. o Rosa ki şu şartlarda da bu şartlarda da yaşar. o Rosa ki acıklı da gülünç de olabilir. o Rosa ki ne bir nokta ne de bir virgüldür. o Rosa ki bir başkası tarafından verilmiş bir ad, başkası tarafından çektirilmiş acılardır. o Rosa ki beceriksizliklerde ısrardır. o Rosa ki kimseye bir şey öğretemeyip, kimseden bir şey öğrenmeyendir. o Rosa ki düşünde kendi cenazesine gelenleri görüp kendi ölümüne ağlar. onlar ki hep kendi ölümlerine ağlarlar, kendi yalnızlıklarına, kendi kadersizliklerine ağlarlar. işte bütün onları, o Rosa ile birlikte öldürdüm. noktayı koyup düğümü çözmek için.
Sayfa 91