Masumiyet Müzesi
Füsun’da değişen neydi? O kadar şehvetli birlikteliklerden sonra durulmasını neye bağlamalı? Aşk bitti mi? Yoksa aşk zaten böyle bir şey mi? Bedeni ilk ele geçirdiğinde bir şok dalgası ve dengesizlik hali. Tamam. Damarlardaki kan akışının hızlanması, ruhun buna ayak uydurma çabası, çarpıntılar,sarsıntılar, hızlı alınan kararlar ve yanılgılar ile tamamen duyguların egemen olduğu bir zaman dilimi. O da tamam.
Ya sonra ne oluyor? Mantık mı devreye giriyor? Kalp yorgun mu düşüyor? Durulma süreci miydi orda yaşanan? Aşka alışmak mümkün mü? Yoksa gerçek aşk, her zaman yaşam acemisi ve daima küçük bir çocuk muydu? Ya uzun boylu aşklar , şöyle ayağı yere sağlam basan cinsinden? Yoksa buna aşk denmez mi?
Masumiyet Müzesi
Mutluluğun geçici ve anlık bir duygu olduğunu bilmeme rağmen , mutlu sonlara hep şüpheyle yaklaşan ve öykülerin mutlu bir sonla bitmemesinin doğal bir şey olduğunu kavrayabildiğim halde neden içten içe Kemal’in Füsun’u bulmasını ona kavuşmasını istiyorum? Niçin ona hiç ulaşamayacak olması ihtimali garip bir hüzne sürüklüyor beni? Tamamlanmamış yarım kalmış olmasından mı? Neden hep bu tamamlanma arzusu içimizde? Yarım kalmak,bırakılmak içimizdeki sonsuzluk arzusunu/duygusunu daha belirgin hale getirmiyor mu oysa?