“Giysiler gibi ilişkiler de eskiyor. Bunu kabul etmek lazım. Bazen iyi bakamıyoruz, yıpranıyor. Bazen de biz değişiyoruz. O zaman da sıkıyor ya da bol geliyor. Zaman geçtikçe hayatımızda hep böyle eskiler birikiyor ve sonunda böyle evde kıpırdayacak yaşayacak yer kalmıyor. … Bazen hayatlarımızda da bahar temizliği yapmak gerekiyor. Yani çok sevsek de ne bileyim yer kalmamışsa eskilerden vazgeçmek gerekiyor.”
Sevebildiğim kadar çok insanı sevmem gerektiğini biliyorum. Sanki bazı insanları çok eskilerden beri seviyor gibiyim. Dinleyebilirsem, dinleme erdemi gösterirsem herkesin birçok hikâyesinin olduğunu anlıyorum. Çok konuşanın çok hikâyesi olmuyor. Çok hikâyesi olanın da çok konuşması gereksizlik. Umarım yazdıklarım konuşmaya sayılmaz! Asıl diyeceğimi diyemedim bir türlü. Kalsın. Çok okumak değil okuduklarımızdan anlam çıkarmanın olduğu yerdeyim. Bir gülüşten, bir çiçekten, yağmurdan, yazılanlardan, susmalardan, sarılmalardan, tınıdan, hissedişten, su birikintisinden… Tekrar başa döneyim. Tebessümün sadaka olması. Gülüşünde çiçek yetiştirecek bahçıvan… Yüzünü dökerek sarılacaksan, gülümseyerek uçurumdan at beni! Gülüşünü esirgeme benden!
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
uzun zaman sonra buraya ilk defa giriyorum hic ozlememisim umrumda da degil ama her sanal ortama tekrar girdigimde aklimda cok uzucu seyler canlaniyor hicbir sey de hatirlamak istemiyorum burasi benim icin belki bir eglence belki bir siginakti bilmiyorum ama ben burdan cok degerli iki varligimi aldim ve yoluma devam ediyorum bazi seyler hic olmasaydi o iki kisiyi hiz kazanamicaktim hep olan seyler de hayirlisini istemistim gercekten de hayirlisinin boyle olduguna cani gonulden inaniyorum ha bu arada eskilerden kimse kalmadi mi ya 🥺
Eskilerden kalma, paslanmaya yüz tutmuş bir tane...
Kaçma kararı aldım. Bir süre kendimi yalnızca hikayelerime mecbur bırakma kararı aldım. Az geçsin, şu son hafta da bitsin soyutlayacağım kendimi şu dünyadan, tıpkı ihtiyacım olduğu gibi. Ben bu değilim. Kendimi bulacağım. Kendimi buldum aslında, yalnızca orada, duvarların ardında ve benim oraya gitmem için soyutlanmam gerek. Etkilenmemem gerek. Uyarılmamam gerek. Uzaklaşmam gerek. Yalnızca kendim olmam gerek. Yalnızca, eski benin hatıralarına ulaşmak için biraz yalnızlık gerek. Ve sonra, biraz iyileşeceğim. Biraz toparlayacağım. Biraz ilerleyeceğim. Ve o biraz bana iyi gelecek, biliyorum, şimdiden öngörebiliyorum, eğer evren beni yapmaya bayıldığı gibi hayalimle yanıltmazsa buna bağımlı olacağımı biliyorum. Çünkü zaten her hafta biraz yalnız kafaya muhtaç kaldığımı hissediyor ama kendimi yalnız bırakmıyorum. Bunu yapacağım. Tekrar kalabalığa karışmadan yalnızlığımı bulacak, elinden tutacak ve onu saklandığı o yerden çıkaracağım. Onun elinden tutacağım çünkü o benimkini tutmuştu. Ve hayır, onun elinden tuttuğumda artık neden demeyeceğim. Kıskançlığım da dinecek. Sebepsiz öfke ve nefretlerim de. Sürekli dağıtmak için elimden geleni yaptığım bağlarım da sağlam kalacaklar. Yalnızca biraz daha yalnızlık... Dozunda, belki ondan biraz daha fazla tercih edilmiş bir yalnızlık... Biliyorum, hissediyorum, düzeltecek.
Eskilerden
Ay doğardı akşamüzeri dallarına ormanımın Bahar da gelmişse hani kışın ardından Titrek yapraklarından ışık parlayarak inerdi üzerime Nur gibi yağardı Şimdi o hâlenin içinde Yüzünü görüyorum G.B
Şiir