Esklar

GERÇEK BENİM KUTSALIMDIR.!!!
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2019 22:31
" Lermontov uzun yaşasaydı, bizler halkın gerçeğini kabullenmiş, belki de halkın acıları için ağıtlar yakan, halkın gerçek savunucusu büyük bir ozana sahip olurduk" demiş Dostoyevski. Lermontov' un hayatı kısaca; Üç yaşında annesini kaybeder ve kısa bir süre sonra babası evi terkeder. Büyükannesiyle yaşamaya başlayan Lermontov, ilk kez o zaman tanışır, hemen hemen tüm eserlerinde yer bulan Kafkasya ile. Gençlik yıllarında asi ruhunun etkileriyle üniversiteden çıkmak zorunda kalır ve asteğmen olarak süvari birliğinde yerini alır. Lâkin insan haksızlık ve adaletsizliğe karşı kavgacı bir ruha sahipse elbetteki onu hiçbir güç durduramaz. Sonrası ise sürgün hayatı olarak Kafkasya dır. Sürgündeyken bile aktif bir şekilde yazarlığına ve şairliğine devam eden Lermontov; " Gerçek benim kutsalımdır " diyerek üretmeye devam eder. Kısacık hayatında en çok etkilendiği ve sevdiği yazarlardan olan Puşkin'in komplo düelloda hayatını kaybetmesi onu derinden etkiler ve Rusya da en çok dolaşan şiirler arasına giren Şairin ölümünü yazar. " Şair öldü kuluydu namusun Düştü karalanmış, söylentilerle." Dönemin adalet anlayışını yerden yere vurur ve toplumcu dizelerle göndermeler yapar. Sonra mı? Gelişen olaylar ve yine sürgün... Aleksandr Herzenin bir cümlesiyle Lermontov' un Puşkin ' i ne kadar sevdiğini en güzel şekilde açıklar. " Puşkin'i vuran tabanca, Lermontov'a da isabet etmişti " der Herzenin. 1841 yılında henüz 27 yaşındayken ve kısacık ömrüne yığınca eser bırakan Lermontov, güçlü iddialarla dile getirildiği gibi bir komplo düello da yaşamını yitirmiş ve bizi yazacağı şiir, hikaye ve poemalardan mahrum bırakmıştır, ruhu şad olsun. Kitaba gelelim. ÖZGÜRLÜĞÜN SON OĞLU. Poema; duygusal içeriği bakımından şiire benzeyen düzyazıdır. Lermontov bu kitabında da yine Toplumcu yazar
Özgürlüğün Son OğluMihail Yuryeviç Lermontov · Yapı Kredi Yayınları · 202094 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·229 syf.·
2019 6. kitabı
Ahmet OKTAY: Fazıl Hüsnü Dağlarca ile konuştuk biraz. "Sen şair değil bilginsin" dedi, şunları da ekleyerek: "Şiirlerini küçümsediğimi sanma, ama senin gibi her alana açılan bir kişi daha yok. Ne zaman yapıyorsun bunları?" Sana öyle hak veriyorum ki Dağlarca! (Uzun zamandır herhalde bir kitabı okurken hiç bu kadar keyif almamıştım. Zaten genelde de beni çok etkileyen kitaplara inceleme yazıyorum.) Günlük, anlaşılması güç kelimeler ve çok fazla terim içermesine rağmen yine de -benim gözümde- kendini okutmayı başardı. Kendisinin ortaokul mezunu olduğunu öğrendiğimde açıkcası çok şaşırdım. Şaşırmamın nedeni eğitim hayatını bu kadar erken bırakması değildi.. Okumaya böylesine aşık birinin okul hayatınının neden yarım kaldığıydı. Bununla ilgili günlüğünde hiç bahsetmiyor. Oktay, Sovyet iktidarıyla çok fazla ilgilenmiş, sol görüşlü, hayatını Marksist düşünce sistemi ile şekillendiren toplumcu gerçekçi aydınlarımızdan biridir. Kapitalist sistemin karşısında durmuş, dönemin amiyane tabirle yalaka kişilerine de haddini çok güzel bildirmiştir. Sonuna kadar laik sistemi savunmuş, kendisi de sol görüşlü olmasına rağmen Türkiye’de bu durumun Kemalistlik ile karıştırıldığını, insanların yanlış yorumladığını anlatmaya çalışmıştır. Stalin’i sevmediğini, Lenin’e ise daha yakın olduğunu yazılarından ben anladım. “Fransa'da yaşayan bir araştırmacının gösterdiği duyarlığı ve anlayışı, Türk aydınlarının büyük bölümünün gösterememesine şaşmak gerekiyor. Sol-Kemalistler kadar bazı Marksistler de din sorununu gerektiği biçimde algılayamıyorlar. Artık mürteci ile muhafazakarın özdeş olmadığını anlamak gerekir. Di­ni ideolojinin Türkiye'de de solun tatmin edemediği beklenti uf­kuna sızmaya çalıştığı bellidir. Liberal/demokratik bir muhafazakar kesim var. Hiç kuşkusuz bu
Gece DefteriAhmet Oktay · Yapı Kredi Yayınları · 19989 okunma
Sanaadır çocuk...( Yemen ' deki Çocuklara)
Senin ince bileklerinden bilirim ki Tanrı biraz da iyi bir ressamdır. Düşlerimizi, düştüklerimizin üzerine kara kalem gibi çizmiştir. Ben, sen derim, hüznüm Küba' laşır. Yarın olur, bir yanım İsveç, bir yanım artık Nijerya' dır. Kararır... Yarım bir ülkedir üstüme düşen, Aklım bulanır, Yine de, Gölgelerin gücü insanınkinden fazladır Bil ki insan düşse de gölgesi hep ayakta kalır. Gölgemin umudu benimkinden hep bir fazladır. Aşk ilan edilmez, Kendisi bir çocuk kadardır, Sansürlenir, Bip li geçer bazı duygular, kimi hayatlardan. İnsanlar en çok böyle yaralanır. En çok da yasakların bol olduğu bir ülkede satılır yarabantları, Orda herkes biraz Berlin duvarı, Suriye de bir bombadır. Aslında insanım demek, yaşıyorken, devrik bir intihardır. Gece olur, sen düşersin uçaklardan sivil sahalarıma , Ne savaş hukuku vardır, ne de aşk, Ne de dünya da biraz adalet, Bir insan ölür ben dışında, Bir çocuk beş on parçadır, Savaş meydanlarının çocukları, dünya haritasıdır. Havadan düşen bombayı, yere düşene kadar oyuncak sanır. Çocuklar ayetlerde geçmez, Onlar hep en sonrasıdır. Bir çocuk Yemen' de açlıktan, susuzluktan ölür,
'' Şeytanın en büyük hilesi hiç görünmemektir. ''