Az evvel bitirdiğim kitap. Yazarın daha önce Sarı Yüz adlı kitabını okumuştum. İkisinde de ortak gördüğüm bir tema var yazar kendi dünyasında, akademide, yazarlıkta yaşadığı sorunları kitaplarına aktarıyor diye düşünüyorum.
Aslında cehenneme giden iki genç ile birlikte cehennemi görmeyi beklesek de gerek cehennemin katmanlarındaki araştırmacılar, akademisyenler, kütüphaneler, tezler, bilim dünyasından kişiler gerek kullanılan metaforlarla akademi dünyasının sınırlarında geziniyoruz. Kendisinin de eğitim aldığı Cambridge ve Oxford Üniversiteleri'ne de bolca atıf var. İş bulabilmek, tezini yazabilmek ,diploma alabilmek için öğrencilerin danışmanları tarafından kullanılmalarına, sistemin kölesi haline getirilerek benliklerine, en yakınlarına dahi yabancılaşmalarını eleştirmiş yazar. Aynı zamanda akademi dünyasında bu uğurda ortaya çıkan tacizleri de gösteriyor.
Spoiler
Burada Alice karakterinin ancak cehenneme zorbası, istismarcısı Profesör Grimesi kurtarmaya gittiğinde yaşadığı zorluklardan sonra gerçek cehennemini anlaması da oldukça ironik . Cehennem aydınlanma yaşamasını sağladı, aynı zamanda gerçek cehennemini görmesini. Bir yanda da Elspeth karakteri de bu aydınlanma için (aynı yoldan geçmiş birisi olarak) oldukça büyük bir ışık tutuyor.
Gözünün önündeki aşkına bir cehennemde kavuşuyor, en büyük iyilik ve kötülükle de yine cehennemde karşılıyor.
Yazarın Sarı Yüz kitabının da bunun da çokça reklamla öne çıkarıldığını düşünüyorum. İkisi için de kötü mü dersek hayır değil. Ama vavvv kitaplar mı ona da hayır değil diyeceğim. Evet farklı ancak çarpmıyor, sarsmıyor. Dili akışkan, okuması kolay ama abartıldığından daha azı var diyebilirim. Okunur mu evet okunur ama beklentileri çok da yükseltmeden diyebilirim.