bipsikolojik

bipsikolojik
Psikolojik Danışman
Kocaeli
29 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Tanı koyma
Gerilimin yüksek olduğu durumlarda çoğumuz zamanımızı, diğer kişiye tanı koyarak geçiririz. Tanı koymak gerçekten yararlı bir görüş sunma isteğini de yansıtabilir, ama genellikle gizli bir suçlama ve kendini üstün görme şeklidir. Tanı koyduğumuzda, başka bir insanın gerçekte ne hissettiğini ya da istediğini, ya da diğer bir insanın nasıl düşünmesi, hissetmesi ve davranması gerektiğini bilebileceğimizi varsayarız. Ama aslında bunları kesin olarak bilemeyiz. Kendi hakkımızda bile bunları bilmemiz yeterınce zor.
Reklam
Öfke ve değişim
Öfke bizi kendimiz hakkında daha çok, diğerleri hakkında daha az uzman olmaya yöneltiğinde, bir değişim aracı haline gelir 
Duygusal Takipçi-Duygusal Mesafe Koyucu Dansı
Takipçiyle mesafe koyucu, sular durulduğunda mükemmel uyuma sahip bir çift gibi görünebilirler. Kadın içten, yaşam dolu ve duygusal olarak tepkiseldir. Erkekse mesafeli, sakin ve mantıklı. Ama sular kabardığında her ikisi de kendi tarzını abartır ve sorun başlar. Yaşamın kaçınılmaz gerilimleri bu çifti vurduğunda ne olacaktır? Bu gerilim hastalık, sıkıntı içindeki bir çocuk, mali kaygılar ya da yeni bir kariyer adımı olabilir. Sorunun içeriği ne olursa olsun, bu iki tepki tarzı birdenbire çelişkiye düşer. Kadın hızla tepki verir, yakınlık ve birliktelikte sığınak arar. Duygularını paylaşır ve erkeğin de aynı şekilde davranmasını ister. Erkekse, kadına kabul edilemez gelen bir tarzda mantıklı davranır. Böylece kadın daha çok izler, adamın ne düşündüğünü ve ne hissettiğini daha çok bilmek ister ve erkek daha da uzaklaşır. Erkek uzaklaştıkça kadın daha çok izler ve kadın izledikçe, erkek daha çok uzaklaşır. Kadın erkeği soğuk, tepkisiz ve insanlık dışı olmakla suçlar. Adamsa kadını zorlayıcı, isterik ve denetimci olmakla. Bu klasik senaryonun alışılmış sonucu nedir? Temposu giderek yükselen bu takip ve çekilme dansı bir süre devam ettikten sonra kadın, terapistlerin "tepkisel mesafe" adını verdikleri duruma girer. Kendini reddedilmiş hisseden kadın en sonunda, kendi başının çaresine bakmaya başlar. Adam artık ihtiyaç duyduğundan daha fazla konfora sahiptir ve zamanla, ilişki kurma umuduyla kadına yaklaşır. Ama artık çok geç kalmıştır. Kadın öfkeyle, "Sana ihtiyacım olduğunda neredeydin?" der. Bu noktada, mesafe koyucu ile takipşi bir süre rollerini değiş tokuş edebilirler.
Benden neden bu kadar korktuklarını biliyordum. Çirkin gerçekliklerinin maskesini çekip almış, onların gerçek yüzünü ortaya koymuş tek kadındım. İnsanı öldürdüğüm için değil -her gün binlerce insan öldürülüyordu -varlığım onları korkuttuğu için beni ölüme mahkum etmişlerdi. Yaşadığım sürece güvenlikte olmayacaklarını, onları öldüreceğimi biliyorlardı. Benim yaşamam onların ölmesi, ölümüm onların yaşaması demekti. Onlar yaşamak istiyorlardı… Yaşamı da ölümü de aşmıştım; çünkü artık ne yaşama arzusu duyuyor ne de ölümden korkuyordum. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey ummuyordum. Hiçbir şeyden korkmuyordum. Bu yüzden özgürdüm. Çünkü yaşamımız boyunca bizi köleleştiren isteklerimiz, umutlarımız, korkularımızdır. Özgürlüğüm onları öfkelendiryordu. Hâlâ istediğim hala korktuğum ya da hâlâ özlediğim bir şey kalmış olması hoşlarına giderdi. O zaman beni bir kez daha köleleştirebilirlerdi. 
Sayfa 103
Sözler geri dönüyor
Evet, sözler geri dönüyor. Her şey geri dönüyor; şeyler ve sözler bir Çember halinde dönüyor, bazen bütün dünyayı dönüyor ve sonra çıkış noktalarına vararak çemberi kapatıyor (son görüşmemizde de tropikal ülkelerden bahsetmiştim, şimdi de bu masada Tropikal ülkelerden bahsediyorsun)
Reklam