Bu yalandan başka İvan İlyiç’e son derece acı gelen bir şey daha vardı; hiç kimse ona, kendi istediği gibi acımıyordu... Bu da, belki, bu yalana bağlı bir şeydi. Bazı dakikalar, geçirdiği acı buhranlarından sonra –kendi kendine bile açıklamaktan çekindiği halde– hasta bir çocuğa acıdıkları gibi, ona da acımalarını istiyordu... Çocuklar gibi sevilip avutulmayı, birisinin başında ağlamasını istiyordu. Önemli bir kişi olduğunu, sakalı artık kırçıllaştığı için buna imkân olmadığını bildiği halde gene de istiyordu...