Akakiy Akakiyeviç'i mezarlığa götürüp gömdüler. [...] Sonra hükümdarların, kralların, tüm dünyaya egemen olanların başına gelen mutsuzluk onun da başına gelmişti.
Kovalev mutluluktan neredeyse kahkaha atacaktı. Ama bu hayatta hiçbir şey uzun sürmez; ikinci kez duyduğu mutluluk da, ilkine oranla pek cansızdı. Üçüncü kez duyacağı mutluluk biraz daha zayıflayacak, en sonunda da yok olup gidecekti. O da eski ruh haline dönecekti, tıpkı taşların suda sektirilmesiyle oluşan halkaların bir süre sonra kaybolması gibi...