"Daha genç olduğum yaşlarda babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bu gündür hiç aklımdan çıkmaz :"Birini eleştirmeden önce demişti, herkesin dünyaya seninle aynı imkânlarda gelmediğini aklına getir."
''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”
İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.
İnsanların Rabb'ine güzel bir şekilde kulluk etmesi için ilk önce O'nu tanıması ve O'nun bildirdiği hükümleri en iyi şekilde öğrenerek yerine getirmesi gerekir. Rabb'ini tanıması için de tasavvuf yolunun büyükleri, öncelikle insanın kendi nefsini tanıması gerektiğini ifade etmişlerdir.
Bu sebeple kul, evvela nefsinin noksan, aciz , muhtaç olduğunu bilmeli. Kendisinin yoktan yaratan ve yaşatan yüce Allah'ın azametini, kuvvet ve kudretini , noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu ve bütün kemal sıfatlara sahip olduğunu iyice idrak etmelidir ki Hak Teâla'yı gücü nisbetinde tanısın ve hükümlerini öğrenip O'na kulluk etsin.
Nefsinin kusurlarını öğrenerek bunları tedavi etme yolunda gayret göstersin.