Bir an dur…
Sevdiğin birinin cenazesine gittiğini hayal et.
İnsanlar, çiçekler, sessizlik…
Arabanı park ediyorsun yaklaşıyorsun.
Sonra tabuta bakıyorsun.
Ve birden fark ediyorsun:
Oradaki sensin. Bir kaç sene sonrası
Senin cenazen.
Senin saçların, senin yüzün, yüzün biraz solmuş uyuyamamış gibisin
Ya da çok uyuyacak gibisin artık
Dünyadaki dertlerin bitmiş.İnsanlar konuşuyor…Ailenden biri,
bir dostun, işinden biri…Seni anlatıyorlar.
Peki ne diyorlar.Nasıl biriydin?
Nasıl sevdin?
Kimin hayatına dokundun?
Şimdi düşün…
Onların ne söylemesini isterdin? Çünkü o gün geldiğinde
artık değiştirebileceğin hiçbir şey olmayacak. Ama bugün var.
Ve bugün, o konuşmaları sen yazıyorsun.
Bu yaklaşım şöyle söyler: Mutlu bir evliliğiniz olsun istiyorsanız, pozitif enerji yayan, negatif enerjiyi pekiştirmek yerine onu dışlayan biri olun. Daha cana yakın, uyumlu bir ergen çocuğunuz olsun istiyorsanız, daha anlayışlı, empatik, tutarlı, sevecen bir anne ya da baba olun. Daha rahat ve özgür bir işiniz olsun istiyorsanız, daha sorumlu, daha yardımsever, daha fazla katkıda bulunan bir çalışan olun. Size güvenilmesini istiyorsanız, güvenilir bir insan olun. Yeteneklerinizin kabul görmesini, yani ikincil büyüklüğü istiyorsanız, önce birincil büyüklüğe, yani karaktere odaklanın.