Âmir b. Vâsile’den şöyle rivayet edilir: Allah Resûlü’nün zamanında, adamın biri, bir topluluğun yanından geçerken onlara selâm verdi. Onlar da selâmını aldılar. Adam oradan uzaklaşınca topluluğun içinden biri,
“Ben şu geçen adama Allah için kızıyorum” dedi. Oradakiler,
“Ne kötü söyledin. Vallahi bunu o adama haber vereceğiz” dediler. İçlerinden birine de,
“Ey Falanca! Git o adama yetiş, bunun söylediklerini haber ver” dediler. Gönderdikleri kişi adama yetişti ve durumu anlattı. Bunu duyan adam Allah Resûlü’nün huzuruna vararak meseleyi ona aktardı. Resûl-i Ekrem, gıybet yapan kişiyi çağırmasını istedi. Onu çağırınca Resûlullah,
“Onun arkasından şöyle şöyle söyledin mi?” diye sordu. Adam,
“Evet, söyledim” deyince, Allah Resûlü,
“Ona niçin kızıyorsun?” diye sordu. O da,
“Ben onun komşusuyum. Ne yaptığını iyi bilirim. Vallahi, farz namazlarından başka bir namaz kıldığını görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam,
“Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, namazları vaktinde kılmadığımı, âdâbını yerine getirmeden abdest aldığımı ya da namazın rükû ve secdelerini hakkıyla yerine getirmediğimi hiç görmüş mü?”
Resûl-i Ekrem adama sordu. O da,
“Hayır, görmedim. Vallahi, onun iyi ve kötü her müslümanın tuttuğu şu ramazan orucundan başka bir oruç tuttuğunu görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam,
“Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, orucumu bozduğumu ya da onun hakkını zedeleyen bir şey yaptığımı görmüş mü?” dedi.
Resûl-i Ekrem adama sordu. O da,
“Hayır, görmedim. Vallahi bu adamın biri ondan bir şey isteyince, Allah yolunda infak olarak, iyi ve kötü her müslümanın verdiği zekâttan başka bir şey verdiğini görmedim” dedi. Gıybeti yapılan adam,
“Ey Allah’ın Resûlü! O adama sorar mısın, zekâtı eksik verdiğimi ya da onu isteyeni başımdan savdığımı mı görmüş?” dedi.
Resûlullah adama