Bazen Numan ve Yunus ağalara bakar da gıpta ederdi.
Onlar ne geniş yürekli, basit ve rahat insanlardı. Kendisi sanki o kadar iptidaide, rüştiyede, idadide dirsek çürütmüştü de ne kazanmıştı? Belki cahil, ümmi bir adam olsaydı, ıstırabı muhakkak bu kadar derin ve çok duymazdı.
Görülüyor ki okumuş olması kendisini aç bırakmakla beraber, fazla olarak duygulu bir adam da yapmıştı. Değil idadi mezunlarının, iki üç yüksek mektep tahsili görmüş insanların bile elleri böğürlerinde, aç mide ile gezdikleri bu memlekette, bugün karnının hiç olmazsa tok oluşu bile bir talihlilik eseriydi.