Esra

7/10
·288 syf.··
2022 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2022 20:58
Selahattin Enis’in Osmanlı İstanbulu’nun son zamanlarını anlattığı eseri, Mahalle. Cihangir’de altı aylık oğlunu ve eşini bırakıp Birinci Dünya Savaşı sürecinde askere alınan Rüştü, altı yılın ardından evine döner. Ama ailesiyle kavuşmayı beklerken evini ve hatta mahallesini yanmış halde bulur. Oğlu ve eşi ise kaybolmuştur. Rüştü, onları bir gün bulma ümidi ile hayata tutunmaya çalışır. Başka bir mahallede bekçi olarak işe başlar. *** Kitapta anlatının omurgasını Rüştü’nün bu arayışı oluştururken her bölümde Rüştü’nün bekçilik yaptığı mahallede yaşayan farklı sınıflardan insanların hayatı konu ediliyor. Bu parça hikayelerle dönemin sosyal yapısına ve toplumdaki yozlaşmaya tanık oluyoruz. Kıyıda köşede kalmış ve Osmanlı türkçesinden çevirisi 2017 yılında yapılarak basılmış bir eser olan Mahalle bence okunmaya kesinlikle değer bir eser. Mahalle Salahaddin Enis
Edebiyat
MahalleSalahaddin Enis · İthaki Yayınları · 2021259 okunma
Reklam

Esra

, bir kitap okudu
7/10
·288 syf.··
8 günde okudu
·
2022 16. kitabı
Salahaddin Enis
8/10 · 259 okunma
Bu mahallede yüksek tabaka, orta sınıf ve halk tabakası, tıpkı birbirleriyle karıştırılmış, mahallenin muhtelif semtlerine atılmışlardı. Yüksek ve orta tabaka yan yana yaşıyordu. Bir de bunların haricinde mahallenin kenar bir semti vardı ki orayı bir katlı teneke evler teşkil ediyordu. Her üç sınıfın da kendilerine mahsus berbat tarafları vardı. Bunlar arasında en fena sınıf orta tabakaydı. Çünkü bu tabaka ne kendinden evvelki sınıfa benzeyebilmiş ne de halka inebilmişti.
Sayfa 224 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Rüştü düşünmüyordu ki kapılarında lakayt bir halde ıslık çalarak geçtiğimiz şu binlerce evlerin iç yüzleri, eğer kendi avuçlarımızın içi kadar bizlere malum olsaydı, göreceğimiz manzaraların dehşeti karşısında geçtiğimiz sokağın bir başından diğer başına gidebilmek bizim için imkansız bir hal alırdı. Bütün bu evler, onun gözünde iltihaplarını cilt altında muhafaza eden derin yaralar halindeydi. Ve her ev, içinde faciaların cereyan etmekte olduğu ayrı bir sahne idi ki kapı ve pencereleri, içindeki faciaların dışarı taşmasına mani oluyordu.
Sayfa 142 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bazen Numan ve Yunus ağalara bakar da gıpta ederdi. Onlar ne geniş yürekli, basit ve rahat insanlardı. Kendisi sanki o kadar iptidaide, rüştiyede, idadide dirsek çürütmüştü de ne kazanmıştı? Belki cahil, ümmi bir adam olsaydı, ıstırabı muhakkak bu kadar derin ve çok duymazdı. Görülüyor ki okumuş olması kendisini aç bırakmakla beraber, fazla olarak duygulu bir adam da yapmıştı. Değil idadi mezunlarının, iki üç yüksek mektep tahsili görmüş insanların bile elleri böğürlerinde, aç mide ile gezdikleri bu memlekette, bugün karnının hiç olmazsa tok oluşu bile bir talihlilik eseriydi.
Sayfa 122 - İthaki Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam