Çünkü hayatı boyunca yol kesip insanı ilmin anahtarını edinmekten alıkoyan iki şey vardır: Kara duman bulutuyla gözlerine mil çeken utanç ve her tehlikenin, böylece her türlü hazza ulaştıracak cesur eylemin önünü de kesen korkudur başa bela. Her ikisinin de başarıyla üstesinden gelebilecek olan yalnızca budalalıktır.
Stoacılar bilgeliğin akla itaat etmek, budalalığın ise hevesin peşinden koşmak olduğunu söyler. Iupiter de insan hayatında çeşni eksik olmasın, gam ve keder de bulunsun diye düşünmüş olacak ki ayarı yaparken hevesi akıldan bol katmış: Bir dirheme bir okka. Üstelik bunu yaparken aklı kafatası içindeki daracık alana hapsetmiş, geri kalan bütün bedene ise hazzın ve hevesin her türünü cömertçe bağışlamış.
Sen hiçbir çocuğun fazla çalışmaktan öldüğünü duydun mu? Hayır; yalnızca yetişkinlerin başına gelir bu. Çocuklar bu hataya düşmeyecek kadar zekidirler; dinlenmeye ihtiyaç duyduklarında dinlenirler.
Kelimeler, yalnızca duygusal açıdan anlam taşıyor. Düşünce sonucunda harekete geçen birileri var mı yoksa yoksa eylemi duygular tetikliyor da düşünce bazen uyguluyor mu?