Esra

Esra
@esra_ates
Ne âkilem ne divâne
"Şayet hayâ etmiyorsan, dilediğini yap!"
Buhari, Edeb, 78.·Kitabı okudu
Din
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İdrak üçe ayrılır: aklî idrak, kalbî idrak, hissî idrak. Aklî idrak; tefekkürle, tezekkürle, tedebbürle bir düşünceye ulaşmaktır. Kalbî idrak; aklî idraki de yanına alarak basiretle, ferasetle, ibretle bir şeyi kavramaktır. Hissî idrakse "medarik-i hamse" dediğimiz beş duyu organımızla, göstergeler marifetiyle kavradığımız her şeydir.
Din
haya ile hayat bulmak
Hayâ pek çoğumuzun bildiği manada basit utanma duygusundan ibaret değildir. Haya ile hayat aynı kökten gelir. Hayâ, hayattır. Bizi kötülüğe götürecek her türlü şeyden uzaklaştıran ve Rabbimizin daima bizimle beraber hazır ve nazır olduğu şuurudur. Hayasızlık gerçek bir idrak ölümüdür. İdrak ölümüne maruz kalan insanı yeniden ihya etmenin yolu hayadan geçiyor. Görsel idrake esir olmamanın yolu, İslam'ın bu büyük ahlakını yeniden keşfederek evrenselleştirmekten geçiyor. Bugün Rabbimizin Yüce Kitab'ında buyurduğu "İman eden erkek kullarıma söyle gözlerini sakınsınlar." (24/30), "İnanmış kadın kullanma söyle, onlar da gözlerini sakınsınlar." (24/31) ayetlerini daha iyi anlıyoruz.
Din
Teferrüç; bakma, izleme ve seyretme bağımlılığıdır. Her şeyi bir surete indirgeme, bir imaj olarak görme çarpıklığıdır. Müşahede ayrı bir şeydir; teferrüç başka bir şeydir. Teferrüç, varlığın, alemin, hakikatin şahidi olan insanı, suretin, şeklin, görselin bakıcısına çeviriyor. Teferrüçte sadece faydalanmak vardır, yararlanmak vardır, haz almak için seyretmek vardır. Hedonizme götüren bir seyircilik vardır. Görsel idrakin egemenliğiyle insan, ekran karşısında adeta alimin dizinin dibindeki talebe oluyor. Mihrabın önündeki abide dönüşüyor. Öyle bir seyircilik doğdu ki aklı göze indirgiyor, gözü dokunan ele dönüştürüyor. Helal-haram ayırt etmeksizin her şeye göz dikiliyor. Ancak Rabbimiz, "Sakın ola ki iki gözünüzü dünyalıklara dikmeyin." (15/88) buyurarak bu hususta bizi uyarıyor.
Din
Sanal Ekran Uygarlığı
Şüphesiz, bu uygarlığın bilgiye kolay erişim ve iletişim imkanlarını artırmak gibi insanlığa getirdiği faydaları inkar edemeyiz. Ancak bu uygarlığın "getirdikleri" kadar "götürdükleri" de var. Bugün bunun üzerinde durmak istiyorum. Zira bu uygarlık, bütün mensuplarını pasif birer seyirciye dönüştürüyor. Bu uygarlığın en büyük i hareket noktası akıl değil; gözdür. En büyük eylemi, düşünmek değil; bakmaktır. Müşahede etmek değil; seyretmektir. Göz, bu uygarlıkta nazar ve müşahede aracı olmaktan çıkıyor; bir arzu, istek ve şehvet aracına dönüşüyor. Ve maalesef bu da beraberinde bencilliği, doyumsuzluğu, duyarsızlığı ve şiddeti doğuruyor. Bu uygarlıkta insan hem kendisiyle hem ötekiyle hem de alemle ilişkisini hakikat üzerinden değil; suret ve görüntü üzerinden kuruyor. Bu uygarlık, insan hayatında görsel idraki egemen kılıyor. Görsel idrakin egemenliği, aklın idrakini zayıflatıyor, kalbin idrakini bir çeşit ölümle karşı karşıya bırakıyor.
Din