Esra

Esra
@esra_ates
Ne âkilem ne divâne
Teferrüç; bakma, izleme ve seyretme bağımlılığıdır. Her şeyi bir surete indirgeme, bir imaj olarak görme çarpıklığıdır. Müşahede ayrı bir şeydir; teferrüç başka bir şeydir. Teferrüç, varlığın, alemin, hakikatin şahidi olan insanı, suretin, şeklin, görselin bakıcısına çeviriyor. Teferrüçte sadece faydalanmak vardır, yararlanmak vardır, haz almak için seyretmek vardır. Hedonizme götüren bir seyircilik vardır. Görsel idrakin egemenliğiyle insan, ekran karşısında adeta alimin dizinin dibindeki talebe oluyor. Mihrabın önündeki abide dönüşüyor. Öyle bir seyircilik doğdu ki aklı göze indirgiyor, gözü dokunan ele dönüştürüyor. Helal-haram ayırt etmeksizin her şeye göz dikiliyor. Ancak Rabbimiz, "Sakın ola ki iki gözünüzü dünyalıklara dikmeyin." (15/88) buyurarak bu hususta bizi uyarıyor.
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sanal Ekran Uygarlığı
Şüphesiz, bu uygarlığın bilgiye kolay erişim ve iletişim imkanlarını artırmak gibi insanlığa getirdiği faydaları inkar edemeyiz. Ancak bu uygarlığın "getirdikleri" kadar "götürdükleri" de var. Bugün bunun üzerinde durmak istiyorum. Zira bu uygarlık, bütün mensuplarını pasif birer seyirciye dönüştürüyor. Bu uygarlığın en büyük i hareket noktası akıl değil; gözdür. En büyük eylemi, düşünmek değil; bakmaktır. Müşahede etmek değil; seyretmektir. Göz, bu uygarlıkta nazar ve müşahede aracı olmaktan çıkıyor; bir arzu, istek ve şehvet aracına dönüşüyor. Ve maalesef bu da beraberinde bencilliği, doyumsuzluğu, duyarsızlığı ve şiddeti doğuruyor. Bu uygarlıkta insan hem kendisiyle hem ötekiyle hem de alemle ilişkisini hakikat üzerinden değil; suret ve görüntü üzerinden kuruyor. Bu uygarlık, insan hayatında görsel idraki egemen kılıyor. Görsel idrakin egemenliği, aklın idrakini zayıflatıyor, kalbin idrakini bir çeşit ölümle karşı karşıya bırakıyor.
Din
Son yıllarda bilişim ve iletişim teknolojilerindeki büyük gelişmelerle birlikte insanlık olarak yepyeni bir durumla karşı karşıyayız. Zihnimiz, aklımız, kalbimiz, ruhumuz bu süreçten derinden etkileniyor. Maddi manevi bütün ilişkilerimiz, dini manevi hayatımız büyük bir değişim ve dönüşüm geçiriyor. Birey, aile, toplum, hatta bütün insanlık yepyeni bir süreç yaşıyor. Adeta bütün hayatımız dijitalleşti. Sanal bir dünyaya mahkum oldu. Koronavirüs süreciyle birlikte bu mahkumiyet daha da arttı. Çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimi, artık bu dijital mecra üzerinden yürüyor. İş hayatımızın olmazsa olmazları arasına girdi, dijitalleşme. Sanatsal etkinliklerimizi, kültürel faaliyetlerimizi, hatta dini faaliyetlerimizi dahi artık dijital mecralarda icra ediyoruz. Bütün bunları birlikte değerlendirdiğimizde insanlığı kuşatan adeta yeni bir Sanal Ekran Uygarlığının kurulduğunu görüyoruz.
Din
Uygulama imkanı bulunmayan konuları tartışmayalım. Yoruma açık konularda tek hakikatçilik yapmayalım. Fayda yerine zarar getirecek polemiklere girmeyelim. Dinin kutsiyetine, ilmin izzetine uymayacak dil ve üsluptan kaçınalım. Hiç kimseyi asla tekfir, tadlil, tefrik etmeyelim. Delilsiz, mesnetsiz itham ve ifadelerden kesinlikle kaçınalım. İndi görüşlerimizi sanal mecralarda reyting uğruna paylaşmayalım. Asılsız, şaz görüşleri dini hakikatler olarak sunmayalım.
Din