Allah Resulü bir gün hutbede iken "Allah'tan gerçek manâda hayâ ediniz." buyurunca Abdullah b. Mes'ud ayağa kalkar ve "Elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz." der. Bunun üzerine Allah Resulü; "Öyle değil. Gerçek manada Allah'tan hayâ edenler başını ve başının ihtiva ettiği bütün organları; aklını, dilini, gözünü ve kulağını her türlü kötülükten koruyacak. Gerçek manada Allah'tan hayâ edenler karnını ve karnının ihtiva ettiği bütün organları her türlü kötülükten koruyacak ve bunun bir göstergesi olarak da imtihan içerisinde olduğu ölümlü bir dünyada yaşadığını unutmayacak." (1) buyurarak hayâyı külli bir ahlâk çerçevesinde tarif eder. Buna göre hayâ, tıpkı takva gibi Allah'a karşı sorumluluk bilincidir. Allah Resulü'nün ifadesiyle "Hayânın tamamı hayırdır." (2) Hayâ, mahza iyiliktir.
Hayâ pek çoğumuzun bildiği manada basit utanma duygusundan ibaret değildir. Haya ile hayat aynı kökten gelir. Hayâ, hayattır. Bizi kötülüğe götürecek her türlü şeyden uzaklaştıran ve Rabbimizin daima bizimle beraber hazır ve nazır olduğu şuurudur. Hayasızlık gerçek bir idrak ölümüdür. İdrak ölümüne maruz kalan insanı yeniden ihya etmenin yolu hayadan geçiyor. Görsel idrake esir olmamanın yolu, İslam'ın bu büyük ahlakını yeniden keşfederek evrenselleştirmekten geçiyor. Bugün Rabbimizin Yüce Kitab'ında buyurduğu "İman eden erkek kullarıma söyle gözlerini sakınsınlar." (24/30), "İnanmış kadın kullanma söyle, onlar da gözlerini
sakınsınlar." (24/31) ayetlerini daha iyi anlıyoruz.
Teferrüç; bakma, izleme ve seyretme bağımlılığıdır. Her şeyi bir surete indirgeme, bir imaj olarak görme çarpıklığıdır. Müşahede ayrı bir şeydir; teferrüç başka bir şeydir. Teferrüç, varlığın, alemin, hakikatin şahidi olan insanı, suretin, şeklin, görselin bakıcısına çeviriyor. Teferrüçte sadece faydalanmak vardır, yararlanmak vardır, haz almak için seyretmek vardır. Hedonizme götüren bir seyircilik vardır. Görsel idrakin egemenliğiyle insan, ekran karşısında adeta alimin dizinin dibindeki talebe oluyor. Mihrabın önündeki abide dönüşüyor. Öyle bir seyircilik doğdu ki aklı göze indirgiyor, gözü dokunan ele dönüştürüyor. Helal-haram ayırt etmeksizin her şeye göz dikiliyor. Ancak Rabbimiz, "Sakın ola ki iki gözünüzü dünyalıklara dikmeyin." (15/88) buyurarak bu hususta bizi uyarıyor.