Gerçek dindarlık, insanı bütün köleliklerden, ekran da dahil bütün bağımlılıklardan, bütün esaret çeşitlerinden azade eder, özgür kılar. Ruhu köleleştiren, kalbi işgal eden, aklı ve vicdanı körelten her şeyi reddeder. İşte böyle bir dindarlık, insanın dört duvar arasında kendisiyle baş başa kaldığında dahi hayâ etmesini zorunlu kılar. İnsana böyle bir yüksek ruh terbiyesi kazandıran bir dindarlık, insanı hayatının her anında hayâya sevk eder. Hayâ ile ona hayat verir.