Esra

Taha Abdurrahman'a göre insanın Allah'tan aldığı yüce değerlerin hafızası fıtrattır ve aynı zamanda bu fıtrat ahlakın da kaynağıdır. İnsan bu hafıza ile misakını hatırlar, bu hafıza ile yaratıcısına yönelir, bu hafıza ile davranışı ahlaki kılan değerlerle donanır. Kişi inançsız olsa bile fıtrat, bu hafızayı taşımaya devam eder. Kişi bu fıtrat ile zulümden nefret eder, adalete meyleder; iyiyi, güzeli, doğruyu sever, daima iyiliğe çağıran bir vicdan sahibi olur. İnsan bu fıtrat ile evren üzerinde mülkiyet, insan üzerinde egemenlik sevdasından vazgeçer; sultanın gücünü bırakıp vicdanın gücüne sığınır. Kur'ân bu hakikati de şu ayetle ifade eder: "Allah, insanları hangi fıtrat üzere yaratmışsa ona yönel! İşte değerlerle donatılmış doğru din budur." (30/30)
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Fârâbî'ye göre her ferdin yeryüzünü imar etmek, mamur hale getirmek gibi bir sorumluluğu vardır. Ancak gönüller imar edilmeden, yürekler tamir edilmeden, beldeler, şehirler imar edilmeden de yeryüzü imar edilmez. Bugün yeryüzünü imar etmek için varlığa karşı mütevazı olmak ve üzerinde yaşadığımız tabiatın hukukunu da savunmak gerekir.
Din
İnsanın Rabbi ile ünsiyet kurması üç şekilde ortaya çıkar: Birincisi kulun günahlardan uzaklaşıp Allah'a ibadet etmeye ünsiyet duymasıdır. Bu hal gafletten kurtulanlara aittir. Kul, ibadet ve itaatle Allah'la ünsiyet eder ve onunla sükûnete kavuşur. İkincisi kulun Allah ile ünsiyeti sonucu kalbini Hakk'ın dışında meşgul eden her türlü şeyden kurtulmasıdır. Üçüncüsü ise üns halinin görünmez olmasıdır. Bu, ünsün en üst derecesidir. Bu halle birlikte salikte Hakk'a tazim, kurb (yakınlaşma) ve heybet halleri ortaya çıkar. Bu mertebedeki ünsiyet kul tarafından kazınılmış bir hal değil, Hakk'ın kula bir ihsanıdır.
Din
"Câna bizim esrârımız imlâlere sığmaz Yazılsa da binde biri inşâlara sığmaz Aşıkta olan derd-ü meşakkat gam-ü mihnet Neşr olsa eğer kuh ile sahrâlara sığmaz"
Şiir
Allah Teâlâ bizlere bu dünyada alacağımız kaç nefes daha takdir etmiştir bilmiyoruz fakat bu dünyanın, bu iğrenç dünyanın adaletsiz düzeninde Müslümanca bir duruş sergilemekten bir an bile geri durmadan yaşayarak var olmak gayesini daima diri tutmalıyız, zorundayız. Kendimizi yetiştireceğiz ki neslimizi yetiştirebilelim. Kendimizi ihya edeceğiz. Allah'ın ipine sımsıkı sarılacağız. Müslüman olmayı sevecek, İslâm'ı yücelteceğiz. İslâm, yeryüzünün süsü. Biz de kalplerimizi onunla süsleyeceğiz, temizleyeceğiz. Bu yozlaşmış çağda İslâm'dan başka hiçbir çare yok çünkü fıtrat elbette aslına rücû edecektir. Bizi Müslümanlardan kılan Allah’a hamd olsun.
Duygu ve Düşünce