“Görenin yalnızlıktan şikâyete hakkı yoktur: mevsimler, renkler, çiçekler, şehrin bütün kadınları, bütün çocuklar gören içindir", "görmeyen bir insan bozuk bir ampul gibi, manasız, bıraktığınız yerde kalan bir paket; içinde eski hatıralar olduğu için arada bir karıştırılmaya layık... Çocukken oynadığımız bir taşbebek gibi, atmaya kıyamadığımız acayip bir külçe" (Jurnal, 16.7.1955)”
Didem Madakla tanıştığım ilk kitap. Şiirleri sanki sizle konuşuyormuş gibi aslında daha çok kendi kendine konuşuyormuş gibi. Hani insan pazara giderken ya da yemek yaparken bir şeyler düşünür kendi kendine konuşur ya işte tam da öyle. Yalın, samimi ve anın içindeymişsiniz gibi..
Didem Madak okumak farklı bir his, ruhunda ayrı bir tad bırakıyor. Tekrar tekrar dönüyorsun bazı cümlelere, altını çiziyorsun bol bol..
´´öldüğünü kimseye söylemedim, kırmızı oduncu gömleğinle inci pastanesinin önünde ´´