Başka bir gün Rıfat tam evden çıkacakken telefon çalıyor. Yine ses yok. Bu kez arayan Ahmet Abi'ye uzaktan uzaktan domates peynir kesen kadın. ''Alo, buyurun?'' diyor Rıfat. Ses yok!
Sevgilisi Rıfat'ı terk edeli aylar olmuş, Rıfat hala sevgililermiş gibi konuşuyor ve konuşmasındaki dokunaklı tonda bu zaman farkından ileri geliyor:
- ''Ben senin koruyucunum sevgilim. Ben senin gözlerini ufka dikmiş gözcünüm. Belli belirsiz bir toz bulutu gördüğümde ya da bir gölgenin uzayıp kısalarak yer değiştirdiğini; atların nallarıyla toprağı sarstığını hissettiğimde, düşmanların yaklaştığını, tehlikenin yakın olduğunu haber veririm sana, çünkü çok zor kurduk biz seninle dünyamızı.
Ama morsalkımların açtığını da haber verebilirim, mandalinanın çıktığını ve Reha Erdem'in yeni filminin sinemalara geldiğini de. Hemen iki bilet alalım. Sayımız hızla azalıyor sevgilim.''
Barış Bıçakçı - Seyrek Yağmur
Çocukluğundaki bir güne gidip tamir etmesi gereken bir şey var, evet. Yıllar öncesine geri dönüp bir vidayı sıkması, bir çiviyi çakması gerekiyor. Sanki ancak o zaman şimdiki hayatı biraz bir şeye benzeyecek, yolunda gitmeyen şeyler düzelecek. Fırlayıp çıkmış bir yayı takması, bir contayı değiştirmesi, yere düşen küçük bir rondelayı bir cımbız ile alıp yerine yerleştirmesi gerekiyor.
Cımbız yoksa serçeparmağının uzun tırnağıyla da olabilir.