Entelektüellerin hurafeleri, halkın hurafelerinden daha zararlıdır. Halkın hurafeleri rengarenk çaputlarla ortadayken, entelektüellerin hurafeleri kitapların içinde, gazetelerin manşetinde renk vermez, mürekkebin karanlığında saklanır.
Zihin ve beden için farklı hastaneleri var, sanki biri ötekini doğrudan etkilemiyormuş gibi. Yani daha zihnin kişinin bedeninden doğrudan sorumlu olduğunu kabul edemiyorlarken, zihnimin başka birinin bedenini etkileyebileceğini anlamaları çok mümkün değil.
Bu memlekette ayrılık, gurbet, hasret, ölüm olmadan türkü bile yazılmıyordu. Ülkenin toprakları yaşanılan acılarla inşa edilmişti. Yıkılmış, sonra yaşanılan acılarla yeniden kurulmuştu. Belki de bu acı çekme alışkanlığı bir hürmet göstergesiydi.