Esra ÖZENÇ

Esra ÖZENÇ
@esraaoznc
Puan vermedi·317 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 23:22
TAŞLARI YEMEK YASAK! Günlük hayatımızda bir yerde bu şekilde bir uyarı ile karşılaşsak sanırım bir kez daha dönüp bakma ve ne demek istediği üzerinde düşünme gereği hissederiz. Çünkü alışageldiğimiz hayat rutini içerisinde 'taş yemek' gibi bir adeti ne yapıyoruzdur ne de böyle bir eylemden haberimiz vardır. İsmet Özel işte tam da bu noktada 'taşları yemek yasak' metaforu ile insanın aslında taş yemekten ona daha fazla zarar veren eylemleri hayatının başköşesine alabildiğini ve zamanla bu davranışların bir yönüyle nefsini de okşarken mahvına davetiye çıkarabildiğini okuyucusuna hatırlatmaya çalışıyor. Sevimli görünen fakat bizi felakete sürükleyecek eylemler üzerine kafa yormamızı istiyor bizden. Bu eylemlerden sakınabilmenin ve anlamlı bir hayat yaşayabilmenin yolunun sevgililer sevgilisi Efendimiz yolu ile bize ulaşan vahyi ve onun ahsen-i takvim olan hayatını kendi hayatımızın rehberi haline getirmek olduğunu dikkatimize sunmaktadır. Kainatta aramakla yükümlü olduğumuz 'hakikat' e ulaşabilmenin de ancak bu şekilde mümkün olduğunu bana hatırlattığı için iyi ki yolum düşmüş dediğim bir eser oldu benim için. Eserin her satırı insan hayatında motto olabilecek nitelikte. Bu nedenle spesifik bir parçasını öne çıkarıp alıntı paylaşmaya gönlüm el vermedi:) İsmet Özel gerek eserleri gerek hayata bakış tarzı yönüyle varlığının kıymetini bilmemiz gereken önemli bir şahsiyet. Onun kitapta defaatle altını çizdiği ve eserini noktaladığı gibi hayatta hep aklımızda olsun: 'Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak.'
Taşları Yemek Yasakİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 20244,085 okunma
Reklam
Puan vermedi·339 syf.··
2021 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2021 17:48
'Bu Ülke' Üzerine Hayatın Cemil Meriç için sunduğu imkan ve (imkan)sızlıklar nedeniyle pek çok fikre sığınan, aile ve arkadaş çevresinde bulamadığı sıcaklığı kitaplara sığınarak gidermeye çalışan, kendi kendine yanlışlar yapan ama sonunda en doğrusunu bulan bir fikir adamı oluşuna tanık oluyoruz. Pek çok satırda onunla ağlıyor onunla sitem ediyor buluyoruz kendimizi. Kitaplarla arkadaş olmak hiç bıkmak nedir bilmeyen, ölesiye bir okumak sevgisi. İmrendiriyor insanı. Üzerinde yaşadığı topraklara ne yapıldığını yapılmak istendiğini, içinden çıkılamayan sorunlar için sunulan çözümlerin(!) bizim insanımızın tabiatına uymadığını haykıran bir müdafaa. Pek çok konu üzerine olan fikirlerini kendi dilinden dinleme imkanı veren "Bu Ülke"sabır isteyen, altyapı gerektiren birçok kelime sunan anlatımıyla kendi tabiriyle irfan zenginliği sunmayı vaat ediyor. Cemil Meriç inceliğinde okumalar nasip olsun bizlere de..
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2021 22:45
Umberte Eco' nun kitabı için isim arayışına girdiği ve bir İspanyol yazarın ' Sen ki ey gül, çayırda kızarıp / kurumlanıyorsun / kıpkırmızı, bürünmüş allara / kır şen ve hoş/ ama mutsuz olacaksın / nice güzel olsan da ' dizelerinden etkilenerek aynı zamanda kitabı okurken okuyucunun dikkatini tek bir olay üzerine çekmemek için okuyucunun yorumlamasına elverişli bir isim bulması gerektiğinin de farkında olarak kitaba Gülün Adı ismini yakıştırır. Gerçekten de yazar bu düşüncesiyle amacına ulaşmış görünüyor. Kendimden çıkarımda bulunacak olursam kitabı arkadaş çevremden, felsefe tarihi dersinden duyduğum ve ilk elime aldığımda bende daha sonrasında çıkacağım karanlık ortaçağ gizeminden apayrı bir sıcaklık hissettirmişti. Yazarın da üzerinde durduğu gibi kitap ilk 100 sayfa boyunca sizi bu yolculuğa ehil olup olmadığınız konusunda adeta sabrınızı sınıyor. Eğer sabrınız galip olmuşsa bilin ki sizleri birden fazla alanın iç içe geçtiği dolu dolu bir serüven bekliyor. Ortaçağda bilim dili Latince olduğu için bolca Latince ifadelerin yer aldığı, ifadeler için verilen dipnotlar dikkat dağıtıcı olmamasının yanında okuyucu için kültür kazanımı olarak gördüğüm bir nokta oldu. İslam Felsefesi'nden fikirlerine aşina olduğum şahısların olay içerisinde görüşlerinin verilmiş olması benim için pekiştirme mahiyetindeydi. Kitapta geçen bir cümlenin de ifade ettiği gibi 'sanki kitaplar birbirleriyle konuşuyor gibiydi.' Gülün Adı felsefe, teoloji, polisiye anlatımlarıyla iç içe geçmiş bir kurguyu konu ediniyor. Baş karakterlerimiz William ve Adso -aynı zamanda kitabı onun dilinden dinliyoruz - 7 günlüğüne Benedikten Manastırı'ndan, manastırda yaşanan cinayetleri çözmek için davet ediliyor. Birbirleriyle muzipçe geçinen bu ikiliyi önce bir iki ile başlayan ve arkası kesilmeyen cinayetler
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
10/10
·84 syf.··
2020 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2020 00:00
Bir solukta kendi akışına sizi de çeken, imrendiren bir dostluk naziresi.. Nuri Pakdil ve Fethi Gemuhluoğlu'nun dostluğu.. Kitap her biri anlam derinlikleriyle dolu bölümlerden oluşuyor. Hayatta çeşitli dönemeçlerden geçtiğimiz zamanlar vardır ve bu zamanlarda bize yol gösterecek birileri var mı diye bakınırız etrafımıza. Özellikle yeni bir şehre, mahalleye, okula gittiğimiz zaman.. Ve uzun bir dönem burası bize ait olacaksa oraya ait hissedeceğimiz birilerine veya birine bağlanmaya ihtiyaç duyarız. Şayet bulabilmişsek hele de bulduğumuza değmiş de birisi ise hayat daha da yaşanabilir bir kıymete biner. Amacımıza, kendimizin en iyi versiyonu olmaya sımsıkı sarılırız. İşte bu eserde de üniversite okumak için İstanbul'a gelmiş bir gencin usta ile tanışmasına ve onda bıraktığı etkiye, ona kattığı hayat görüşüne, hayata tutunma sebebine ve onun gözünden Fethi Gemuhluoğlu'nun tabiatına kulak veriyoruz. Kitabı İsmail Erdoğan'ın kritiği ile birlikte okumak benim için farkına varmadığım kapıları araladı. Bazı bölümlerde 'İstanbul'da yaşamak ve imkanları değerlendirmek' üzerine yaptığı vurgular kendi başıma yaptığım yürüyüşlerimi, cami keşiflerimi, sokak boyu uzanışlarımı anımsattı. Ara ara dönüp bakacağım başucu kitaplarımdan oldu kendisi :)
BağlanmaNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 20122,240 okunma