İnsanın kendi düşünme ve karar verme yeteneklerini geliştirip, kişiliğini oluşturan böyle bir atmosfer önce bana anarşi gibi gelmişti. Hoca sınıfa gelince herkesin firlayıp selâma kalkmasına, konuşmaya koyulunca kulak kesilip tek sözünü kaçırmadan not almaya alışmıştım. Anlatılanlara itiraz etmek, yanlış bulmaya yeltenmek ders yılı boyunca mimlenerek kırık not almaya neden olacak haddini bilmezliklerdi. Buradaysa, bu tür davranışlar neredeyse eleştirici düşünce ve uyanıklık belirtileri sayılıp, beğeniliyordu.
Buna karşın da, okulun kurallarını öğrenme ve önemseme konularına meydan okumaya kalkanlara asla hoşgörü gösterilmiyordu. Sofrada "lütfen"siz, ve saygınlık betimlemeleri olmaksızın konuşmamak, iş ve görev yerine vaktinde gelmek, verilen işi baştan savmadan, vaktinde yetiştirmek gibi alışkanlıkların kurulup, yerleşmesine de titizlik gösteriliyordu.