Esra

Esra
@esraass_
10 Ağustos
216 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
Burada insanların birbirinin olumlu ve yararlı buldukları isteklerinin gerçekleşmesi için gösterdikleri kolaylık ve desteğe hayranlık duyuyordum. Hemen önünüze açık veya kapalı engeller ve "olamazlar" yığıp, sizi yıldırmakla işe başlanmayıp, girişimin neden ve yararını sorduktan sonra, hiç duraksamadan kolları sıvayıp sorunun bir kulpundan tutarak desteklemeye başlanıyordu. Kişisel girişimin gelişip ürünler verebilmesi, herhalde büyük ölçüde bu toplumsal desteğin varlığına bağlı olmalı. Bu da sanırım öncelikle insana inanıp güvenmekle gerçekleşiyor. İnsanın yetenekleri ve iyi niyetine karşı sürekli kuşku duyup, engellemek amacını benimsemiş ortamlarda, özel girişimin kök verip filizlenebilmesinin çok zor olmasına da sebep bu olmalı.
Sayfa 200
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Göçtükleri eski dünya ülkelerinde ailenin güdümü öncelikle babanın elinde sayılabilirdi. Acaba bu gelenek okyanusları aşarken nasıl değişmişti? Belki de, bu ülkenin ilk göçmenlerinin çoğunluğunun erkeklerden oluşması nedeniyle, bir eş elde edebilmek için yarışma, erkekler aleyhine işlemiş olmalıydı. Böylece, bulaşık yalağının başına sıkıştırılan erkek de kurtuluşu yeteneklerinin bir kesimini ev işlerinde emeği azaltıcı araç ve gereçlerin keşif ve geliştirilmesinde kullanmak gereğini hissetmiş olmalı. Elektrik süpürgesi, çamaşır ve bulaşık makinesi, buz dolabı gibi araçlardan birçoğunun bu ülkede geliştirilmesi ve hızla yayılma ortamı bulabilmesi bir ölçüde bu tutsaklığın ürünü mü acaba?
Sayfa 169
İnsan ilişkilerinde beni etkileyen yönlerden birisi de, mevkii ve kimlikleri ne olursa olsun herkesin biri birinin dengiymiş gibi davranılmasıydı. Ne hizmetçi, ne de aşçı, yönetici karşısında ezilip büzülmüyor, müdür ve hocalar öğrencilere ve birbirlerine karşı kasılıp, komutanlık etmiyordu. Görev yetkisi ne olursa olsun belli ki herkes birey ve insan olarak ötekilerle eşdeğerde olduğuna inanıyordu.
Sayfa 160
İnsanın kendi düşünme ve karar verme yeteneklerini geliştirip, kişiliğini oluşturan böyle bir atmosfer önce bana anarşi gibi gelmişti. Hoca sınıfa gelince herkesin firlayıp selâma kalkmasına, konuşmaya koyulunca kulak kesilip tek sözünü kaçırmadan not almaya alışmıştım. Anlatılanlara itiraz etmek, yanlış bulmaya yeltenmek ders yılı boyunca mimlenerek kırık not almaya neden olacak haddini bilmezliklerdi. Buradaysa, bu tür davranışlar neredeyse eleştirici düşünce ve uyanıklık belirtileri sayılıp, beğeniliyordu. Buna karşın da, okulun kurallarını öğrenme ve önemseme konularına meydan okumaya kalkanlara asla hoşgörü gösterilmiyordu. Sofrada "lütfen"siz, ve saygınlık betimlemeleri olmaksızın konuşmamak, iş ve görev yerine vaktinde gelmek, verilen işi baştan savmadan, vaktinde yetiştirmek gibi alışkanlıkların kurulup, yerleşmesine de titizlik gösteriliyordu.
Sayfa 159
Aralarında, geldiğim ülkenin adını ilk kez duyanlar ve babahindi ile karıştıranlar da vardı. Daha bilgili olanlarsa okuyup duyduklarının etkisi ile kavuk, potur ve saldırmamın olmayışına şaşıyor, haremimde kaç kadın olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Dünyanın öteki kısmıyla çok kısıtlı ilişki ve bilgileri olanların, yalnız körler olmadığını da kısa sürede öğrendim. Ülkemizin hangi kıt'a üzerinde olduğunu bilmeyenlere öğretmenler arasında be rastlanıyor, bir şeyler bildiklerini sananlardan bir kesimi ise, o yörelerden gelen göçmen azınlıkların soykırımı konusundaki söylentilerinden ötesini bilmiyordu.
Sayfa 147