Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyalık şeyleri sırf azık için yahut ahiret yolunda bir destek olsun diye yönelmek dışında bir amaçla yönelen ve böylece iç dünyasında dünya sevgisini yerleştiren kimse, namazda Allah ile münacatın lezzetine ermeyi asla ümit etmemelidir. Çünkü dünyayla ve dünyevi şeylerle sevinen kimse, yüce Allahın huzurunda münacatta bulunmakla sevilmez.
Gerçekliği belirleyen sözcükler mi? Sözcükler olmasaydı biz de olmaz mıydık? Ağzımızdan çıkan ya da kulağımıza ulaşan bir sözcük mü var olmamızı sağlayan? Eylemi mümkün kılan? Söylemek olmasaydı yaşamak da olmazdı, ölmek de, sevmek de olmazdı… Öldürmek de. 
İnsan yalnızca ölmek için değil, ölmeden önce mümkün olduğunca öldürmek için doğuyorsa eğer; doğarken çektiğimiz (ve hemen unuttuğumuz), çektirdiğimiz (ve hiç bilincine varmadığımız) acılar, ölmek kadar öldürmeyi de zorunlu kılıyorsa… ben suçsuzum demektir. Doğanın gereklerini yerine getirmişim yalnızca. Ama gerçekten doğal bir şey miydi yaptığım? Öyle olsaydı neden herhangi birini öldürmeyeydim? Belirli birini ya da birilerini öldürmeyi tasarlamak… Kurbanı seçmek… Doğal değil ki bu. Psikolojik ve hatta toplumsal bir davranış. Sonradan öğrenilmiş bir şey. Ya da işte doğal güdülerin toplum yaşamına uygulanışı… Yani cinayet!