DUR YOLCU BİLİP BİLMEDEN OKUDUĞUN BU İNCELEM AĞIR İÇERMEKTEDİR
Kitabın tasarımı ve renkleri ile başlarda çocuk kitabını anımsatıyor , fakat tam olarak öyle yıllarca masalsı politikalar ile uyutulan bizler için çok güzel bir masal .
Kitap yeşil kırlarda hür bir hayvan olarak dolaşmak isteyen Koca reis adlı bir domuzun hayvanlara ilham konuşması yapması ile başlıyor . Bu ilham karşısında örgütlenen hayvanlar bulundukları çiftliği ele geçirerek özgürlüklerini kazanıyorlar . Başlarda her şey güzel giderken zamanla işler karışıyor. Her idealist toplum hazin sonu gibi hayvan çiftliğinde yavaş yavaş o hazin sona yaklaşıyor .
Çiftliğin ele geçirilmesinden bir süre sonra domuzlar okuduğu kitaplar ve okuma yazma bilmeleri sayesinde domuzlar yönetici konumunu alıyor ( gördüğünüz gibi domuz bile olsanız okumak her zaman sizlere bir şey kazandırır ) . İki lider domuzumuz her konu hakkında zıt görüşlü olmaları, istenilen özgürlük kavramını yıkar ( ahh pordan domuzlarımız her konuda zıt görüşlü değillerdir , anlaştıkları nadir konulardan biri ineklerin sütünün ve elmaların domuzlara verilmesi konusunda ikisi de hem fikirdir , tıpkı günümüz siyasetinde vekil maaşlarında ki zam konusunda bütün vekillerin hem fikri olması gibi. ) İki lider domuzumdan birinin çiftlikten sürülmesi ile İşler iyice karışır ve kalan domuzumuz uyguladığı yaptırımlar , masa arkasından çevirdiği işler ve çiftlikteki diğer hayvanları bildiklerinden dolayı korkutur bilmediklerinden daha çok korkutarak sindirir ve kaçınılmaz sosyal sınıf farkı ortaya çıkar . Bir hayvan karşıdan gelen bir domuza öncelik hakkı vermelidir ve bu konu ile alakalı kitapta çok hoş bir söz geçer şöyle ki “bütün hayvanlar eşittir, bazıları daha da eşittir “
Bütün yaşananların sonunda kitap şöyle bir paragraf ile benim için son bulur