Esra

Esra
@esracelikk
HİÇ.
Varsa pulun cümle alem kulun yoksa pulun cehennemdir yolun
Puan vermedi·175 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2023 00:55
İnsancıklar romanı bundan 200 küsür yıl önce ; 23 yaşındaki bir gencin, Fyodor Dostoyevski 'nin yaşamında bir dönüm noktasıdır hemde Rus edebiyatının gelişiminde. Çünkü "yeni Gogol geldi." Dostoyevski ilk romanını (ilk kurşunu attı) yazdı. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey romanını 23 yaşında yazması oldu çünkü bende 23 yaşındayım. O  Dostoyevski , ben ise onun bu kitabını iki kere okudum : söyleyeceklerim bu kadar. Bir kitap okurken baktığım en önemli iki şey ; bir yazarın hayatı, iki yaşadığı dönemdir. Dostoyevski'nin hayatına , yaşadığı döneme baktığımızda hem Rusya için hem de kendisi için varoluşsal sancılar görüyorum hocam  yani kendini aşma, kabuktan dışarı çıkma diyebiliriz belkide. Dostoyevski'yi yazmaya iten şey içinde bulunduğu  dönemin , yaşadığı hayatın yoksulluğu , parasızlığı , çıkmazlığı veya o hayattan çıkış arayışı . Okurken sürekli olarak gördüğümüz  o kasvetli , boğucu hava, soğuk ,çamurlar ,yoksulluk , hastalıklar.. olarak dışa vurmaktadır. Romana gelecek olursak katip Makar Devuşkin ile  Varvara Alekseyevna'nın birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşur. Makar Devuşkin , çalıştığı yerde sessiz kendi halinde bir memurdur , çok merhametli , iyi niyetli ,fedakar ve bir o kadar da yoksul biridir. Varvara Alekseyevna'na ise çok genç güzel bir kızdır , ailesini kaybetmiştir Makar Devuşkin aslında onun sığındı bir limandır ve evet o da yoksuldur. Aralarındaki ilişki aşk , sevgi akrabalık gibi görünsede en büyük pay yoksulluk ve kimsesizliktir bence . Elbetteki aralarında bir sevgi saygı bağı var ama yoksulluk ve onun getirdiği kimsesizlik/yalnızlık daha kuvvetli bence. Roman çok akıcı ve anlaşılır şekilde ilerliyor , Makar Devuşkin 'in yaşadığı mobbingi günümüzdede aynısı yaşıyoruz , yapıyoruz aslında. Saygıyı , itibarı para getiriyor. Dış görünüşe göre
Edebiyat & Roman
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Reklam
Ah, Oblomov üzümlü kekim!
Puan vermedi·622 syf.··
Beğendi
·
2023 9. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2023 22:46
İlya İlyiç Oblomov, 19.yüzyılda Rusya'nın taşrasında Oblomovka çiftliğinde doğuyor. Oblomov 'u anlamak için iki şeye değinmek istiyorum : ailesi ve yaşadığı dönem. Oblomov ailesine aristokrat diyebiliriz. Çiftlikleri var, emri altında çalışan işçiler, köylüler var hatta bulundukları/ sahip oldukları bölgeye Oblomovka deniyor.Oblomov'a her şeyi altın tepside sunuyor ailesi. En ufak şeylerde ailesinin müdahalesi oluyor , onun hiçbir şey yapmasına gerek olmadığı yapacak insanların etrafında olduğunu yaşayarak görüyor. Hatta çoğu zaman okulu bile kendilerine göre tatil ediyor ailesi. 25 yıl aile hayatının rahat ve yumuşak adetleri içinde büyümüştür. Annesi babası ölünce köyü kahyaya bırakıp şehre taşınıyor. Dönemin şartlarına baktığımızda 1850'lerde aslında Rusya Osmanlı savaşları geliyor aklıma (zaten okurken de görüyoruz azda olsa bizden bahsedildiğini) o dönemde Avrupalı büyük devletler arasına girmek isteyen isteyen bir Rusya var aslında karşımızda. Doğu batı çatışmasını/karşılaştırmasını okurken görüyoruz zaten. İşte Oblomov 'da bu çatışmaların arasında kalmıştır. Bunu çalışırken görüyoruz bence çünkü memuriyet hayatını aile hayatının devamı gibi olacağını düşünüyor ; istediği zaman mola verebileceğini, tatil yapacağını , canı sıkılınca işi bırakabileceğini düşünüyor ama bunların hiçbirini yapamayacağını anlayınca istifa ediyor. Oblomov'un hayatında onun tam tersi karakterde hatta yaşam tarzında olan , çocukluk arkadaşı ve gerçek dostu Andrey İvanoviç namıdiğer Ştolts büyük bir öneme sahiptir. Ştolts her şeyi kontrollü yapar ; dakikalarını da rublelerinin de hesabını bilir , harcadığı heyecanı, ruh gücünü ölçüp biçerdi.Kendi şirketini kurmuş, iş için çok seyahat eder , salon davetlerine katılır, kitap okumaya da vakit ayırırdı. Büyük küçük fark etmez bir işin
Edebiyat & Roman
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
"En büyük cihat nefs ile yapılan cihattır."
Puan vermedi·256 syf.··
2023 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2023 23:45
İlk sayfalarda hayattan tat alamayan ,artık insanlardan uzaklaşmak ; kaçmak ve kurtulmak isteyen ama yinede huzura eremeyeceğini düşünen biriyle karşılaşıyoruz. Kişi tüm bunları yaşarken ,öylesine bir kitap satın alır ama adına bile bakmaz .Kitapçıya girdiği için ayıp olmasın diye alır kitabı. Kitabın varlığını da sonra hatırlayıp eline alır kitabı ve şu cümle onu etkiler aslında "belki de bu kitap yalnızca senin için yazılmıştır." okumaya devam eder böylelikle. Kitabın ismindeki "ene" ben demek Arapça. Aziz Mahmud Hüdayi 'yi anlatıyor ama yazar kendisi veya başka birisi değil de nefsi konuşturuyor. Nefs yani benlik . İçimizdeki ben. İlk olarak kendini tanıyor.Kendiyle konuşuyor gibi. Kendini kendine anlatıyor gibi. En beğendiğim bölümler nefsin konuştuğu bölümler aslında.Diğer yandan kitabı okuyan kişinin bütün bu olanları ,okudukların sorguladığı kısımlarda aslında bende öyle düşünmeme rağmen sıkıldım açıkçası . Genel olarak kitap bizi bir yolculuğa çıkarıyor ilk olarak bizi 16. yüzyılda yaşayan ve kadılık yapan Aziz Mahmud Hüdayi'ye götürüyor. Nefsin 7 mertebesinden bahsediliyor kitapta ve bu mertebeleri kapı gibi düşünebiliriz her birinden geçerken nefsiyle verdiği mücadelesini anlatıyor ama nefs anlatıyor bize.Şeyhi Üftade'nin rehberliğinde tabii. Kadılığı bırakıp her gün gezip dolaştığı ama nüfuz sahibi olarak çarşıda ciğer satmakla başlıyor mücadelesi. Kadı olduğu için haliyle bütün insanlar tanıyor onu o civarda ve adı deliye kadar çıkıyor. İlk zamanlar çok zorlanıyor tövbelerinden dahi tövbe ediyor ama bir türlü nefsini susturamıyor. Bırakıp gitmek, kaçmak istiyor, "burada ne işim var "diye düşünüyor .En sonunda "sus ey nefsim "diye bağırıyor. Daha sonra nefsini yok saymaya başladı, nefsi onu değiştiremiyordu da o nefsini değiştiriyordu artık. Hatta bazı
1K
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,5bin okunma
Puan vermedi·488 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 23:00
Modern Batı edebiyatının kurucu eseri olarak ve ilk modern roman sıfatıyla bilinen Don Kişot 16. yüzyılda yaşayan ve şövalye romanlarını saplantı haline getirerek okuyan en sonunda aklını yitiren (mevzu şövalyelikse) Alonso Quijano adını Don Quijote olarak değiştirerek en sonunda gezgin şövalye olmaya karar verir yanına da seyisi olarak komşusu Sancho Panza'yı ve atı Rosinante'yi alarak maceralara atılır. Don Kişot okuduğu şövalye romanlarından o kadar etkileniyor ki gördüğü her şeyi okuduklarıyla bağdaşlaştırıyor. Gittiği hanları şato , değirmenleri dev , berber tasını miğfer, gördüğü kızı prenses, koyunları , dağı , taşı.. her şeyi okuduklarıyla görüyor aslında . Don Kişot'un hayatında devamlı birileri girip çıkıyor ama iki kişiden bahsetmek istiyorum; bunlardan ilki seyisi Sancho Panza, onunla çok zıt karakterler aslında.Don Kişot her zaman daha iyi niyetli , soylu hareket etmeye çalışan , hristiyanlığın emirlerine uymaya çalışan , daha cömert birisidir . Sancho Panza ise daha çok kendini düşünen kendi menfaatleri için hareket eden , tembel ve aslında Don Kişot'un gördüklerini görmeyen ama bir yandan da bundan çıkar sağlamak için veya eğlenmek daha fazla uğraşmamak için yalan söyleyen biridir. Aslında çoğu kez Don Kişot'un yanından ayrılmak istiyor ama o da bu maceralara ve bir şekilde eline geçen paralara kendini kaptırıyor ve sonunda vali bile oluyor .Haliyle eğlenceli bir hikaye haline geliyor aslında . Dulcinea del Toboso ise Don Kişot'un biricik aşkıdır. Dulcinea aslında sandığımız gibi biri değildir ama Don Kişot'un gözünde dünyanın en güzel kadınıdır.Devamlı onu düşüyor , dua ederken bile ona dua ediyor , birisiyle savaşırken , kazanırken kaybederken sürekli onun adını anıyor. Katlandığı onca zorluğa eziyete hatta cazip bir sürü teklifi bile redderken
1000Kitap
Don KişotMiguel de Cervantes · İskele Yayıncılık · 202127,5bin okunma