Kahramanlarıyla bağ kurabildiğim romanları ayrı seviyorum. Bundan böyle Çalıkuşu’nun Feridesi, Huzur’un Mümtaz’ı gibi Kan Davasının Ömer’i de bir parça benimle yaşıyacaktır.
Adı Kan davası olsada asıl tema eğitim, öğretmenlik, bolca çocuk sevgisi ve sevginin dönüştürücü gücü. “Eğitimde feda edilecek çocuk yoktur”un somutlaştırılmış hali.
Yeni eğitim&öğretim yılı başlamışken okunacak en güzel kitaplardan olabilir, bir kere hikaye masalsı, yazarın üslubu çok akıcı. Reşat Nuri’nin en az ilgi gören eseri olması şaşırtıyor beni, keşke daha çok insan okusa.
#Spoiler#
Kimsesizliğini kimsesi yapmış, hayatın en zorlu, en çetin sınavlarından geçerek askeri okula yolu düşmüş, ama sonunda öğretmen okuluna gönderilerek memlekete öğretmen çıkmıştır Ömer. Savaş başlayıncada hiç tereddüt etmeden memleketi müdafaaya katılmıştır. Görev yerine giderken trenin durduğu Bozova istasyonunda küçük bir kızın elinden kırık bir çeşme tasında su içmiş ve onda hiç sahip olmadığı aile sıcaklığını hissetmiştir. Treni beklediği süreyi değerlendirmek isteyerek onunla bayram yerine gitmiş, alışveriş yapmış, eğlenmiştir. Kısa bir süre için baba&kız oyunu oynamışlardır. Ömer hiç tatmadığı bu aile sevgisinin şaşkınlığından mıdır bilinmez küçük kıza adını sormayı unutmuştur. Tüm askerliği süresince bu oyunu en buhranlı zamanlarında bilinçaltının derinliklerinden çıkarmış, adeta onu sayıklamıştır. Askerlik bitip dönme zamanı gelince kimsesizliği yine onu yakalamış, nereye gideceği belirsiz bir halde trende seyahat ederken kader onu tekrar Bozova istasyonuna getirmiştir. Hiç sahip olmadığı küçük kızını bulur, tekrar görür umuduyla kendine bile itiraf edemediği bu isteğiyle trenden iner. Kimsesiz kızını bulamaz fakat eski bir asker arkadaşıyla karşılaşır. Murat bey Bozova ilçesinde devletin mühendisi