Yorumlar ve İncelemeler

Sahipleniş...
9/10
·252 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 19:22
Zevkle okudum. Aslında ismi nedeniyle yeşilçam filmlerinde işlenen tarzda bir kan davası hikâyesi okuyacağımı düşünmüştüm. Fazla kaos ve vahşet içeren şeylerden hiç hazzetmediğim için kitaba okuyup bitirme havasında başladım. Fakat çok farklı, enteresan bir konu işlemiş yazar. Kitap Ömer'in, ölmek üzere olan bir doktorun kapısına dayanıp onu gayet uzak köyündeki çocukları tedavi etsin diye ikna etmeye gelişiyle başlıyor. Sonrasında ise bu doktorla samimiyet kurunca ona başından geçenleri anlatmaya başlıyor ve biz de asıl hikâyeyi okumaya o zaman başlıyoruz. Ömer kimi kimsesi olmayan bir adamdır. Asıl mesleği öğretmenliktir fakat milli mücadele dönemi itibariyle uzun yıllar boyunca askerlik yapmış, subay olarak ülkeye hizmet etmiştir. Artık vazifesini tamamlayıp geri döndüğünde ise kendi memleketine dönmeden önce trenin mola verdiği bir yerde eski bir arkadaşıyla karşılaşınca onun hatırına birkaç gün daha burada kalır. Aslında burada kalmasının daha kuvvetli sebebi askere gitmeden önce evsiz, kimsesiz bir kız çocuğuna yaptığı kısa süreli babalığın onu etkilemiş olması ve o kızı tekrar bulma arzusudur. Konu boyunca bu kız çocuğuna sürekli değinmiş yazar. Siz de tıpkı Ömer gibi o kızın bir yerden çıkmasını bekliyor ve akıbetini merak ediyorsunuz. Fakat yazarın kız çocuğuna değinmesindeki asıl neden konuyu bu çocuk etrafında şekillendirmek değil, bu çocuğun Ömer'deki babalık yapma arzusunu ve bu arzu sayesinde kıyamadığı, sahiplendiği çocuklarla olan hikâyesini işlemek. Ömer'in bir iki gün daha kalmaya ikna olduğu bu beldede Yukarı Sazan ve Aşağı Sazan adında birbirine düşman iki köy vardır. Yazar bu iki köy arasındaki düşmanlığın nedenlerini onların gözünden makul gözüken sebeplerle işlerken bir yandan da kinlerinin onları nasıl insanlıktan çıkardığını gözler
Alıntı
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
10/10
·252 syf.·
2019 99. kitabı
Otuz yıldan beri görülmemiş bir kışın hüküm sürdüğü Bozova'nın Toygar İlçesi'ndeki görevli doktorun kapısına bir gece davetsiz bir misafir gelir. Bu misafir upuzun boyuyla hemen dikkât çeken Yukarı Sazan köyünün öğretmeni Ömer'den başkası değildir. Doktorun kolundaki yara nedeniyle, ölmek üzere olduğunu ve kendisine yardım edemeyeceğini söyleyince, onu ikna edip, asistanlık da yaparak, kolunu ameliyat etmesine yardım eder. Ameliyat esnasında ise doktora verdiği bir söz vardır; kim olduğu ve o köye nasıl geldiği... Ömer'in harp esnasında subayken, harp bittikten sonra, hayatını tamamen değiştirecek küçük bir olay yaşamasını ve hikâyesini masal tadında okuyoruz. Kişi ve yer tanımları o kadar iyi ki, kolayca gözlerinizde canlandırabilirsiniz. Cehalet, masumiyet, inanç, kin ve inat... Hepsi çok güzel anlatılmış, sıcacık bir kitaptı.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
9/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2020 27. kitabı
bildiğin, vurdulu-kırdılı kanlı-bıçaklı bir hikaye değil. Ömer, asker/öğretmen. Heybetli ömer, yüreği gibi. Cephede görevi biten ömer tren istasyonunda küçük bir kızla tanışır, ismini bile sormayı unuttuğu. Siması sert fakat yüreği merhametli ömer, hayatı felsefesi değişir bu noktadan sonra anadolunun içine, kenarda kalmış kederli öfkeli köylerine dalar. İlk mesleği öğretmenliği tekrar tecrübe eder. Birbirine küs iki köy arasında ki meseleyi merakla çözümlemeye çalışır, sevdiği dostu mühendis muratla ve tabi ki ferhat. Bir çok ilginç karakter var hikaye de ve farklı bir yaklaşım. İlk Güntekin kitabım, okumadan önce yorumlara göz attığımda en az sevilen kitabı kanaatıne vardım lakin nasıl olabilir? Bu hikaye nasıl bu kadar olumsuz yorum alır! Sanırım düz bir hikaye gibi okumamak gerek çoğu zaman, diye düşünüyorum.
1000Kitap
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
9/10
·252 syf.··
2020 85. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2020 20:14
Kitapta baş karakterimiz olan Ömer öğretmenin başından geçen hikayenin üzerinden yazarın cehaletin, kin ve nefretin yerine eğitimin önemini savunmasının kurgulanmış halini okuyoruz. Kitap çok akıcı olmakla birlikte sizi alıp götüren cinste bir hikaye... Konusuna kısaca değinecek olursam; Baş karakterimiz olan Ömer öğretmenin asker iken Bozorva istasyonunda küçük bir kızla tanışması ve sonrasında İlçe köylerinin kanayan yarası olan Aşağı Sazan ve Yukarı Sazan köyleri arasındaki kan davasını çözmeye çalışması ve köylülerin sahiplenmediği kimsesiz çocukları kazanmasını anlatıyor. Reşat Nuri Güntekin Kan Davası
Edebiyat
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi
Kitabı hem sınavım için hem de dönemi genel olarak anlamam için okumam gerekiyordu. Aslında güzel de bir yazım dili var ama haftalardır okuyorum ve artık beni reading slumpa sokar gibi olduğu için mecbur yarım bırakıyorum. Konusu karakterleri dönemi yansıtışı çok güzel ama sanırım ben okumak için doğru zamanda değilim.
Edebiyat
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2021 20. kitabı
İlk sayfadan itibaren içine alan akıcı bir kitap olmasına rağmen Yukarı Sazan köyüne gelindiği dönem bir durağanlık ve sıkıcılık oluşturmuş bana göre. Sonra yine akış rahatlıyor ve bir çırpıda bitiyor kitap. Ömer karakteriyle tanışmak için bile okunur bu kitap.
Edebiyat
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2022 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 12:39
Kan Davası, iki komşu köy arasındaki husumeti konu almakla birlikte bir köy öğretmeninin çabaları, fedakarlıkları görev aşkı, vatan ve memleket aşkı, eğitimde gözden çıkarılacak hiç bir ferdin olmadığını çok güzel anlatmış.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi
Kitabı bu sabah 50 sayfaya kadar okudum kalemini çok sevdiğim bir yazar olmasına rağmen biraz sıkıcı geldi. Okumayı düşünmediğim için son sayfalarını okudum çünkü sonunu merak ederdim. Ömer'in arayıp da bulamadığı kız Esma Güneyli mi?
Edebiyat
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi
aralıkta okumaya başladığım, sınavlarım dolayısıyla fazlaca ara verdiğim, ortalarına yeni geldiğim ve bi miktar da olsa daha da akıcı gelmeye başlayan 2020'nin ilk kitabı. umarım kısa sürede bitirip incelememi yapabilirim.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2020 321. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 09:07
İlk elli sayfada kitabın adı ile konuyu ne zaman bağdaştıracağını merak edip durdum. Kitabın her ne kadar adı Kan Davası da olsa kitapta öne çıkan konunun haksızlığın ve şiddetin mağdurunun her daim çocuklar olduğunu görüyoruz. Değil mi ki zaten. Hikayenin kahramanı Ömer adında savaş çıktığında öğretmen olan bir askerdir. Küçücük bir kasabada tren bozulur ve Ömer orada tanıştığı kimsesiz kızla bir saat geçirir. Bu zaman zarfında bu kimsesiz kıza babalık eder ve sonra bir türlü aklından çıkaramaz. Savaş sonrası yolu yine kasabaya düştüğünde içten içe kız çocuğunu bulmayı ummaktadır ki kan davasıyla adliyeye düşen Aşağı Sazan ve Yukarı Sazan köylülerini görür. Yolu bu köylerden geçen Ömer' in ve köylülerin hayatı artık sonsuza kadar değişecektir.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."