Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
Reşat Nuri Güntekin’in ölümünün ardından yayımlanan bir eser Kan Davası. Bir öğretmenin kendi içindeki ışıkla koca bir toplumsal karanlığı nasıl aydınlatabileceğini çok nahif ama sarsıcı bir dille aktarıyor. Askerlik dönüşü yolu tesadüfen kesişen küçük bir çocukla geçirdiği o kısacık iki saat Ömer Öğretmen’in ruhunda öyle derin bir babalık şefkati ve koruma içgüdüsü uyandırıyor ki sırf o çocuğun izini sürmek uğruna Bozova’da kalmayı göze alıyor. Bozova dediğimiz yer ise Yukarı Sazan ve Aşağı Sazan olarak ikiye bölünmüş, yılların biriktirdiği kör bir nefretle, bitmek bilmeyen bir kan davasıyla kavrulan bir coğrafya. Kan davası gibi karanlık ve sert bir meselenin Ömer Öğretmen’in hiç tanımadığı küçücük bir çocuğa duyduğu o içten şefkatle yan yana gelişini çok etkileyici buldum. Romanı benim için bu denli etkileyici kılan da tam olarak bu karşıtlık oldu zaten. Bir yanda amansız bir öfke ve düşmanlık, diğer yanda ise tek bir insanın taşıdığı merhametin yavaş yavaş çevresine yayılması… Bir öğretmenin varlığının bir toplumu nasıl dönüştürebileceğini görmek gerçekten çok etkileyiciydi. Reşat Nuri’nin her şeyden önce bir öğretmen olduğunu bildiğimizde ise Ömer’in hikayesi kurgudan taşıp çok daha derin, gerçekçi ve anlamlı bir boyuta ulaşıyor. Büyük üstadın her kitabı ayrı bir ışıktır; fakat bu roman 'Bir insan gerçekten neyi değiştirebilir?' sorusunu öylesine sahici hissettiriyor ki kalbimde çok başka bir yere yerleşti. Ömer Öğretmen’in o vakur ve koruyucu tavrı gözümün önünden hiç gitmeyecek; tıpkı Çalıkuşu’nun Feride’si gibi. Gönülden bir #tavsiye
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 76. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:19
" Adaletin eksik olması, rastgele olması onun hiç olmamasından daha korkunç ve daha tehlikelidir..." Selam Reşat Nuri Güntekin'in ölümünden sonra yayımlanan kitabı #kandavası ile onun eşsiz kalemi ile bir kere daha buluşmaktan büyük keyif aldım. Sade ve akıcı anlatımı, harika gözlem yeteneği, insan doğası ve davranışlarını yazıya dökme becerisi ile her kitabında daha çok seviyorum kalemini Kan Davası bir dönem kitabı olsa da içeriği konu itibari ile zamansız bir kitap. Çünkü benzer sorunlar maalesef günümüzde de hâlâ devam etmekte... İdealist bir öğretmen olan Ömer'in anlatımı ile okuyoruz kitabı. Kuruluş savaşı sırasında asker olan Ömer gördüğü küçük bir kızı unutamaz ve hafızasında büyük bir yer kaplayan bu kızı bulmak için Bozova'ya gider. Burada yaşadıklarını , aralarında kan davası olan iki köyü barıştırma çabalarını ve çocukları okumaya teşvik etmek, onları topluma kazandırmak için yaptıklarını okuyoruz kitapta. Kan davasının mantıksızlığı kadar insanların bunu devam ettirme ve bu konuda inat etmeleri de dikkat çekici. Bazıları ise sırf toplumsal baskıdan , dışlanmaktan korktukları için bu davanın peşinden gidiyorlarTüm baskı ve olumsuzluklara rağmen bir insanın çabasının neler değişebileceğini gördüğümüz gibi sevgi, dostluk ve yardımlaşma gibi insanlığa dair umut verici duyguları da hissediyoruz kitapta. Toplumsal bir konuya değinen yazar , köy hayatını, zorluklarını ve insan davranışlarının çeşitliliğini de etkileyici bir biçimde aktarıyor okuyucuya. Yazarın hey kitabı gibi bu kitabını da çok sevdim
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 191. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:09
Reşat Nuri'nin ölümünden sonra yayınlanan ve ilk basımı 1960 da yapılan kitabı Kan Davası ile geldim bugun.Genelde bütün kitaplarında realist bir bakış açısıyla , toplumun yaralarına parmak basar yazar .Çalıkuşu nda romantizmin ben ayrıca hastasıyım. Neyse gelelim bu kitaba .. Bozova nın Toygar ılçesinde görevli doktorun kapısına gece yarısı bir adam gelir .Doktoru görmek ister .Ama doktorun kendine hayrı yok .Bir hastayı ameliyat ederken eli mikrop kapmış ve sol elini kullanamıyor. Orda yıllardır görülmemiş bir kış hukum sürüyor ve yardım alamıyor. Kapıya gelende köy öğretmeni Ömer .Ömer ona yardim edip sag eliyle sol elini tedavi ettiriyor . Ömer idealist bir köy öğretmeni. Yukarı Sazan köyünden geliyor . Ömer harp sırasında subaylık yaparken yaşadığı unutulmaz olayı anlatıyor doktora. Aslında Ömer Askeri yatılı okulda egitim almış ama sonra öğretmen Okuluna gidip öğretmen olmuş .Ege de bir kasabada çalışırken savaş patlak verir ve o da silah altına alınır. Askeri tren Bozova da durur. .Yanına gelen küçük kız ona su verir uğurlar. Seneler sonra savaş biter ve Ömer Bozova ya öğretmen olarak gelir ve o kızı arar.Ama bulamaz .Hükumette çalışan eski arkadaşı Murat la karşılaşır ve onun Misafiri olur .Murat çevre köylere yapacağı ziyarete Ömer le ,ev arkadaşı Ferhat i da götürür. Aşağı Sazan köyü ne gittiklerinde bir otobüs soygunu olur .Köy halkı Yukarı Sazan köyündekilerin yaptığını düşünür. Yukarı Sazan köyü ile Aşağı Sazan köyü arasında senelerdir süren husumet var .Soygunu yapanlar 8 yaşından 15 yaşına kadar çocuklar. Ömer onları himayesine alır .Köylüler bunu pek hoş karşılamaz. Ama Ömer onları hayata kazandırmak için uğraşır.. Savaş sonrası Anadolu yokluk içinde. Her yerde her zaman oldugu gibi şerefsiz insan çok. Ama neyse ki iyiler de var bu dünyada.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
9/10
·240 syf.··
2026 122. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Reşat Nuri Güntekin kaleminden Kan Davası kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 240 sayfalık bir kitap •Reşat Nuri Güntekin’in ölümünden sonra yayımlanan bu gizli kalmış cevher Kan Davası, edebiyatımızın en sert, en ayakları yere basan toplumsal gerçekçi romanlarından biri. Kitabı bitirip kapağını kapattığımda, içimde Anadolu'nun o çetin rüzgarı esiyordu sanki. Tür olarak tam bir toplumsal eleştiri ve karakter romanı. •"Bütün hayatımda yalnız yaşamıştım. Mektepte yalnız, hatta ordunun kalabalığı içinde yalnız..." Ömer, Balkan ve Dünya Savaşları'nda cepheden cepheye koşmuş, gençliğini oralarda bırakmış eski bir subay. Savaş bitince asıl savaş cehaletle diyerek köy öğretmeni oluyor. Odasında hâlâ portatif asker karyolasıyla yatan, kalabalıklar içinde bile yalnız olan ama bu yalnızlığı sulu boyalarıyla, resim çizerek lezzetli bir sığınak haline getirmiş.  •Ömer’in gittiği yer öyle sıradan bir köy değil; gerçek bir ay ili gibi dünyamızın üstünde asılı kalan Yukarı Sazan Dağı... İnsanların açlıktan kurt sürülerine baltalarla saldırdığı, köstebek yuvalarında yaşadığı vahşi bir izolasyon. İşte bu çetin coğrafya, Aşağı ve Yukarı Sazan köyleri arasında nesillerdir süren, ilk nedenini kimsenin hatırlamadığı o körü körüne inandıkları kan davası canavarını besliyor. •Peki, bunca savaştan çıkmış yorgun bir adam, neden bu vahşi dağ başında eşkıyalarla ve bu anlamsız nefretle uğraşır? Ömer’i yıllar önce Bozova İstasyonu’nda karşılaştığı, ona kırık bir çeşme tasıyla su içiren, kimsesiz adsız bir küçük kızın hatırası buraya bağlıyor. Ömer o kızı hiç unutamamış, sürekli onun büyümüş halini resmetmiş. •Çünkü o adsız kızın temsil ettiği çocuk şefkati ve vicdan Ömer’in omuzlarına tırmanmış bir kere. "Nereye gitsen avucundaki su tası ve
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 89. kitabı
KAN DAVASI . #reşatnurigüntekin in edebi yolculuğunun son eserlerinden biri " Kan Davası ". Ölümünden sonra yayınlanan toplumsal bir eleştiri romanı . Ömer'in hikayesi askerlik dönüşü karşılaşıp konuştuğu ona su veren çocukla yön buluyor. Onun peşi sıra Yukarı ve Aşağı Sazan olarak ikiye ayrılmış Bozova da kalmayı kabul ediyor öğretmen. Ama bilmiyor ki büyük bir nefretle çizilmiş bu iki yakanın arası: #kandavası . İdealisttir Ömer Öğretmen, merhametlidir. İki köyü barıştırmak, çocukları okumaya başlatmak için çabalar bu hikayede. Doğanın eşsiz tasvirleri ile her satırda geçmiş şerit gibi akar gözümüzün önünden. Belki de en çok can acıtan, hala bu davaların sürdüğünü bilmektir bizlere. Okurken keşke Ömer Öğretmen son uğraş veren olsa, bitmiş gitmiş olsa bu olaylar derken yurdumuzun belli kesimini düşünüp üzülmemek elde değil malesef... Savaştan çıkmış yorgun Anadolu insanının, toplumsal yaralarının, cehaletin, yoksulluğun ve eğitim yoluyla değişen yaşamların mücadelesini kalemine her kitabında hayran kalarak okumak şahane bir duygu. Bir yanda vicdan ve merhamet, bir yanda ezeli bir rekabet. Ve bilginin gücünü silaha karşı kullanan bir öğretmen. Ömer'e destek olan Murat , sert görünen tehlikeli Müslim ve felakete götüren Osman ve Fettah!! Toplumsal yaramıza tuz basan kitap, Reşat Nuri'nin enfes betimlemeleri ve sevginin_bilginin ve sabrın yolumuzu aydınlatan ışığıyla neler yapılabileceğinin göstergesi. Yine yeni yeniden hayran kalarak #iyiki okudum .
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
10/10
·240 syf.··
2026 54. kitabı
KAN DAVASI Reşat Nuri GÜNTEKİN Kitabımız ilk bakışta iki köy arasında yıllardır süren bir kan davasını konu alıyor gibi görünse de aslında bundan çok daha fazlasını anlatıyor bizlere. Okumamız süresince yalnızca bir düşmanlığa değil, insanların önyargılarına, alışkanlıklarına ve değişime karşı gösterdikleri dirence de tanıklık ediyoruz. Hikâyemizin merkezinde idealist bir öğretmen olan Ömer var. Milli Mücadele’nin ardından yolu, yıllardır birbirine düşman olan Yukarı Sazan ve Aşağı Sazan köylerine düşüyor. Ömer, yaşanan tüm düşmanlığa rağmen insanların değişebileceğine inanıyor ve özellikle çocukların hayatına dokunmaya çalışıyor. Eğitimin, sevginin ve anlayışın birçok sorunu çözebileceğine olan inancı, romanımızın en güçlü yönlerinden biriydi kesinlikle. Onun köydeki çocuklar için verdiği mücadeleyi ve vazgeçmeden çabalayışını okumaktan büyük keyif aldım. Reşat Nuri Güntekin, Anadolu insanını ve köy yaşamını her zamanki ustalığıyla anlatıyor eserimizde. Yoksulluk, cehalet, yıllardır süregelen kırgınlıklar ve insanların bu döngünün içinde sıkışıp kalmış olması oldukça gerçekçi bir şekilde yansıtılmış. Bu yüzden kitabımız sadece bir olay örgüsü sunmuyor, aynı zamanda dönemin sosyal yapısına da ışık tutuyor. Roman boyunca en çok dikkatimi çeken şey ise insanların birbirlerine düşman olmak için ne kadar güçlü sebepler bulabildiği, fakat barışmak için çoğu zaman çok küçük bir adımın yeterli olabilmesiydi. Hikâyemiz ilerledikçede iki köy arasındaki düşmanlığın ne kadar anlamsız olduğunu daha net görmeye başlıyor ve Ömer’in çabalarının neden bu kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Kan Davası, sade anlatımına rağmen etkileyici mesajlar veren, zaman zaman hüzünlendiren ama umudu da elden bırakmayan bir roman. Aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen anlattıklarıyla
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
Kan Davası
7/10
·352 syf.··
2024 27. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2024 12:58
Klasik bir Reşat Nuri romanı. Okumayı bitirdikten sonra derin bir oh çekiyorsunuz. Yaşananlar size de dert oluyor açıkcası. Hikaye hem öğretmen hem subay olan Ömer’in Aşağı Sazan, Yukarı Sazan köyleri arasındaki kan davasını işlemesi üzerine kuruluyor. Ana tema olarak bakılırsa bolca çocuk sevgisi ön planda. Dil akıcı sade kolay anlaşılabilir. Köylü insanının sığ fikirlerini, cahilliğini dibine kadar görebileceğiniz bir roman. Sonu beni pek tatmin etmedi orası ayrı. Karakterlerle bağ kurabileceğiniz bir kitap da aynı zamanda. Fettah, Ferhat, Murat Bey, Esma Güneyli, Zeynep, Ayşe, Müslim ve diğer çocuklar sizi unutmayacağım. Kan Davası Reşat Nuri Güntekin
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2009857 okunma
Sahipleniş...
9/10
·252 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 19:22
Zevkle okudum. Aslında ismi nedeniyle yeşilçam filmlerinde işlenen tarzda bir kan davası hikâyesi okuyacağımı düşünmüştüm. Fazla kaos ve vahşet içeren şeylerden hiç hazzetmediğim için kitaba okuyup bitirme havasında başladım. Fakat çok farklı, enteresan bir konu işlemiş yazar. Kitap Ömer'in, ölmek üzere olan bir doktorun kapısına dayanıp onu gayet uzak köyündeki çocukları tedavi etsin diye ikna etmeye gelişiyle başlıyor. Sonrasında ise bu doktorla samimiyet kurunca ona başından geçenleri anlatmaya başlıyor ve biz de asıl hikâyeyi okumaya o zaman başlıyoruz. Ömer kimi kimsesi olmayan bir adamdır. Asıl mesleği öğretmenliktir fakat milli mücadele dönemi itibariyle uzun yıllar boyunca askerlik yapmış, subay olarak ülkeye hizmet etmiştir. Artık vazifesini tamamlayıp geri döndüğünde ise kendi memleketine dönmeden önce trenin mola verdiği bir yerde eski bir arkadaşıyla karşılaşınca onun hatırına birkaç gün daha burada kalır. Aslında burada kalmasının daha kuvvetli sebebi askere gitmeden önce evsiz, kimsesiz bir kız çocuğuna yaptığı kısa süreli babalığın onu etkilemiş olması ve o kızı tekrar bulma arzusudur. Konu boyunca bu kız çocuğuna sürekli değinmiş yazar. Siz de tıpkı Ömer gibi o kızın bir yerden çıkmasını bekliyor ve akıbetini merak ediyorsunuz. Fakat yazarın kız çocuğuna değinmesindeki asıl neden konuyu bu çocuk etrafında şekillendirmek değil, bu çocuğun Ömer'deki babalık yapma arzusunu ve bu arzu sayesinde kıyamadığı, sahiplendiği çocuklarla olan hikâyesini işlemek. Ömer'in bir iki gün daha kalmaya ikna olduğu bu beldede Yukarı Sazan ve Aşağı Sazan adında birbirine düşman iki köy vardır. Yazar bu iki köy arasındaki düşmanlığın nedenlerini onların gözünden makul gözüken sebeplerle işlerken bir yandan da kinlerinin onları nasıl insanlıktan çıkardığını gözler
Alıntı
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
10/10
·252 syf.·
2019 99. kitabı
Otuz yıldan beri görülmemiş bir kışın hüküm sürdüğü Bozova'nın Toygar İlçesi'ndeki görevli doktorun kapısına bir gece davetsiz bir misafir gelir. Bu misafir upuzun boyuyla hemen dikkât çeken Yukarı Sazan köyünün öğretmeni Ömer'den başkası değildir. Doktorun kolundaki yara nedeniyle, ölmek üzere olduğunu ve kendisine yardım edemeyeceğini söyleyince, onu ikna edip, asistanlık da yaparak, kolunu ameliyat etmesine yardım eder. Ameliyat esnasında ise doktora verdiği bir söz vardır; kim olduğu ve o köye nasıl geldiği... Ömer'in harp esnasında subayken, harp bittikten sonra, hayatını tamamen değiştirecek küçük bir olay yaşamasını ve hikâyesini masal tadında okuyoruz. Kişi ve yer tanımları o kadar iyi ki, kolayca gözlerinizde canlandırabilirsiniz. Cehalet, masumiyet, inanç, kin ve inat... Hepsi çok güzel anlatılmış, sıcacık bir kitaptı.
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2009857 okunma
Kan Davası
10/10
·352 syf.··
2026 16. kitabı
Reşat Nuri’nin diğer eserlerindeki o naif Anadolu esintisini beklerken, Kan Davası beni çok daha sert ama bir o kadar da insani bir yüzleşmeyle karşıladı. Kitap, bir kan davasının o köhne, karanlık tünelinden çıkıp vicdanın aydınlığına ulaşmaya çalışan bir adamın portresini çiziyor. ​Güntekin, burada töreleri bir dekor gibi kullanıp asıl odağı insanın kendi içindeki düşmanla olan savaşına çekmiş. Öfkenin insanı nasıl tükettiğini, affetmenin ise aslında kendi zincirlerini kırmak olduğunu o kadar zarif anlatıyor ki sayfaları kapattığınızda, zihninizi 'İnsan geçmişiyle nasıl barışır' sorusu meşgul ediyor. Anadolu’nun o kadim tozunu, toprağını ve insanının o bitmek bilmeyen vicdan azabını soluyormuş gibi hissediyorsunuz. Reşat Nuri Güntekin'in bu ölümsüz eseri adıyla bir sertlik vadediyor gibi görünse de, aslında ruhun en yumuşak, en kırılgan yerlerine dokunan bir hesaplaşma. Yıllar süren, nesilden nesile aktarılan bir öfkenin, bir insanın vicdanında nasıl şekil değiştirdiğine şahit oluyoruz. ​Bir yanda kökleşmiş geleneklerin soğuk nefesi, diğer yanda ise o nefesi kesmeye kararlı bir vicdanın ateşi... Güntekin, burada bir suçun öyküsünü anlatmıyor; o suçu taşıyan yüreklerin nasıl ağırlaştığını ve affetmenin, intikam almaktan çok daha büyük bir cesaret istediğini bize gösteriyor. İnsan her şeye rağmen kendini aşabilir mi? Vicdan azabı, bir kan davasından daha mı ağırdır? Bütün bu soruların cevabı bu klasik eserde sizi bekliyor. Kitapla ve sevgiyle kalın...
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2009857 okunma

Yazar Hakkında

Reşat Nuri GüntekinYazar · 37 kitap
Reşat Nuri Güntekin (25 Kasım 1889;, İstanbul - 7 Aralık 1956; Londra), Cumhuriyet dönemi edebiyatında önemli bir yeri olan Çalıkuşu, Yeşil Geceve Anadolu Notları gibi önemli eserlere imza atmış romancı, öykücü ve oyun yazarıdır. Hayatı 1889'da İstanbul’un Üsküdar ilçesinde dünyaya geldi. Babası, askeri tabip Nuri Bey, annesi Kars valisi Yaver Paşa'nın kızı Lütfiye Hanım'dır. Reşide adlı kız kardeşi çok genç yaşta hayatını kaybetti, tek çocuk olarak büyüdü. Babası askeri doktor olduğu için öğrenim hayatı boyunca birçok il gezen Reşat Nuri, ilköğrenimine Çanakkale'de başladı. Çocukluk yıllarında dinlediği Fatma Aliye Hanım’ın Udi isimli romanı hayatına iz bırakıp,sanata heveslendiren eserleri arasına girdi. Babasının Çanakkale’deki evlerinde zengin bir kütüphanesinin olması onu kitaplara iten ve yazı yazma kültürünün gelişmesini sağlayan bir araç oldu. İzmir'deki Frerler okulunda bir süre öğrenim gördükten sonra İstanbul’da Saint Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yükseköğrenimini Darülfünun Edebiyat Şubesi'nde 1912'de tamamladı. Böylece öğrenim hayatını yirmi üç yaşında bitirmiş oldu. 1927'ye kadar Bursa ve İstanbul’da çeşitli okullarda Fransızca ve Türkçe öğretmeni ve müdür olarak görev yaptı. Görev aldığı okulların bazıları Bursa Sultanisi, İstanbul Beşiktaş İttihat Terakki Mektebi, Fatih Vakf-ı Kebir Mektebi, Akşemseddin Mektebi, Feneryolu Murad-ı Hâmis Mektebi, Osman Gazi Paşa Mektebi, Vefa Sultanisi, İstanbul Erkek Lisesi, Çamlıca Kız Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Galatasaray Lisesi ve Erenköy Kız Lisesi'dir. 1927’de Erenköy Lisesi’nden yeni mezun olan öğrencisi Hadiye Hanım ile evlendi. Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra edebiyatla uğraşan Reşat Nuri, Halit Ziya’nın eserlerinden aldığı ilhamla hikâye yazma hevesi duymaktaydı . Daha sonra tiyatro edebiyatını benimseyerek bir tiyatro yazarı olmak için uğraştı. Yazı hayatına I. Dünya Savaşı sonlarında başladı. Başlangıçta “Eski Ahbap” (1917) gibi uzun hikayeler, “Hançer”(1920) ve “Eski Rüya” (1922) gibi sahne eserleri, “Gizli El” (1924) gibi romanlar yazan, tiyatro eleştiri ve araştırmaları yayınlayan sanatçı “Çalıkuşu” adlı romanının 1922’de Vakit Gazetesi’nde tefrika edilmesiyle şöhrete kavuştu. Güntekin, 1931'de maarif müfettişi oldu ve bu arada Dil Heyeti'yle birlikte bazı çalışmalarda bulundu. Anadolu’yu baştan başa dolaşmasına neden olan müfettişlik görevi sayesinde ülkenin gerçeklerini yakından görme ve tanıma imkânı buldu. 1939'da ise Çanakkale milletvekili olarak TBMM'de bulundu. Bu görevini 1946'ya kadar sürdürdü. 1941’de tek çocuğu olan kızı Ela dünyaya geldi. 1947'de, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Ankara'da yayımlanan Ulus gazetesinin İstanbul kolu olan Memleket gazetesini çıkardı. Güntekin daha sonra müfettişlik görevine geri döndü ve 1950'deBirleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Türkiye temsilciliği ve öğrenci müfettişliği görevleriyle Paris'e gitti. Paris kültür ataşeliği yaptı. 1954'te ise yaşından dolayı bu görevden ayrılmak zorunda kaldı. Emekliliğinden sonra bir süre İstanbul Şehir Tiyatrosu edebi heyeti üyeliği yaptı. Güntekin'e Akciğer kanseri teşhisi konulduktan sonra tedavisi için Londra'ya gitti ve orada hastalığına yenik düşerek öldü. 13 Aralık 1956 günü, Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Levent’te oturduğu sokağa “Çalıkuşu” ismi, Kadıköy’de ve İzmir’de bir ilköğretim okuluna ve Fatih'te bir tiyatro sahnesine Reşat Nuri Güntekin ismi verilmiştir. Eserleri Hakkında Bilgiler Yazar, öykü, roman ve oyunlarıyla edebiyatımızda önemli bir yere sahiptir. Kahramanları genelde tek yönlüdür. Olay kahramanlarını çevreyle birlikte verir. Anadolu insanını iyi tanıdığını eserlerinden anlaşılır. Bazı eserlerinde genç cumhuriyetin toplumsal ideallerini işlemiştir. Reşat Nuri Güntekin eserlerine konuşma dilinin zenginliğini zorlanmadan yansıtır. Çalışma Yöntemi Hakkında Bütün romanlarının tiyatro halinde senaryoları olduğunu söyleyen Reşat Nuri, Hikmet Feridun'la yaptığı bir konuşmada çalışma yöntemlerini şöyle açıklar: "Roman ve hikâye yazarken konunun evvela asıl canlı noktası, amudi fıkarisi (belkemiği) gelir. Bu amudi fıkaridir ki bana yazmak arzusunu verir. Bu bazen bir vak'a olur, beni alâkadar eden bir vak'a.. Fakat çok kere pek alakadar olduğum insan tipi. (Şu vak'ayı veya şu insanı, şu tipi yazayım) derim. Bu suretle eserin iki adımı atılmış olur. Mevzuu pek iptidai bir şekilde fikrime gelir. Hiçbir zaman hemen derhal bu mevzunun planını yapıp da yazmağa başladığım vaki değildir. Bulduğum mevzuu zihnimde bir köşeye atarım. Onun francala hamuru gibi kendi kendine kabarması için uzun müddet bırakırım. Çok defa aradan birçok senelerin geçtiği de vakidir. Bu müddet zarfında mevzua bazı ilaveler yaparım. Bazı kısımlarını tayyederim, atarım, çıkarırım. Vakaları retuş ederim. Tipleri develope ederim (geliştiririm).. Yazma işine başladığım zaman da çok muntazam çalışırım. Romanın sonunu nasıl bitireceğimi tayin etmeden yazıya başlamam. Evvela umumi bir şema yaparım. Fakat eser henüz definitif (kesin, belirli) olmamıştır. Ortada şahıslar vardır, vakalar vardır, eserin ana hatları vardır. Fakat yazmaya başladıktan sonra şahıslar ekseriyetle hüviyetlerini değiştirirler, evvelce hiç düşünmediğim vak'alar, yeni şahıslar gelir. (Muhit dergisi, 1933; anan: Muzaffer Uyguner, Reşat Nuri Güntekin, Ağustos 1967) Kişilerine sevgiyle sokulan bir romancıdır Reşat Nuri. Genellikle onların gerçek yaşamlarındaki en belirgin özelliklerini yitirmeden yansıtmaya çalışır. Gözlem yeteneği yaşama çok geniş bir perspektiften bakma imkânını sağladığı için romanları geçiş dönemi yaşayan ülkemizden "insan manzaraları" çizme başarısına ulaşmıştır."