Bu kitap ölümün karanlığına değil, giden bir ruhun geride bıraktığı izlere, hayata ve yeşile odaklanan; yas tutmanın aslında sevginin bir başka biçimi olduğunu gösteren nahif bir veda hikayesi.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
Roman kasvetli,hüzünlü tarihi bir konakta geçiyor. Konakta yaşayan herkes karamsar bir ruh haline sahip, karakterlerin hikayelerinin hepsine ayrı ayrı çok üzüldüm. İki farklı zamanda geçen konular kitabın sonunda birleşiyor. Sürükleyici ve akıcıydı okumayı düşünenlere tavsiye ediyorum
Ayşe Kulin’in kendine has duruluğuyla kaleme aldığı Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, Mustafa Kemal Atatürk’ün şahsi hayatına dokunan bir hikâye. Kulin, yine büyük bir ustalıkla; geçmişle bugünün iç içe geçtiği, aşkın, pişmanlıkların ve hayatın kırılma anlarının duygu dolu bir panoramasını sunuyor.
Roman, bir “Kasım perşembesinin” melankolisini taşırken, Mustafa Kemal’in iç sesi öyle berrak ki okuyucu kendini onun kalp atışlarında buluyor. Kulin’in güçlü gözlem yeteneği ve yumuşak fakat etkili anlatımı, kitabı sadece bir roman olmaktan çıkarıp ruhu besleyen bir deneyime dönüştürüyor.
Kaderin bazen bir an’da değiştiğini, insanların yarım kalan cümlelerle nasıl tamamlanmaya çalıştığını hatırlatan bir eser.
Kısacası bu kitap;
zarif dili,
duyguyu ağır ağır işleyen anlatımı
ve Ayşe Kulin’e özgü o sıcak gerçekçiliğiyle
okurunu hem düşündüren hem de derinden etkileyen bir Kasım hikâyesi. Aylardan Kasım Günlerden Perşembe
Yazar bir nörobilimci olduğu için bu roman, bilim ve felsefenin birleştiği psikolojik bir yolculuk aslında. Pia Mater
Roman, insan beyninin derinliklerinde geçen sembolik bir hikâye anlatıyor. Başkarakterin “benlik” arayışı, “kadın-erkek ilişkisi”, “bilinç ve bilinçaltı”, “duyguların biyolojik kökeni” gibi temalarla iç içe örülmüş. “Pia Mater” (beynin en iç zarı) aslında zihnin en derin katmanlarını, yani insanın özünü temsil ediyor.
Hikâyede, kahraman bir kadına duyduğu aşk ve arayış üzerinden kendi iç dünyasının karanlık ve aydınlık yanlarıyla yüzleşiyor. Gerçekte bir aşk hikâyesi gibi görünse de, aslında insan beyninin, duyguların ve bilinçdışının sembolik bir anlatımı.
Kitap çok sürükleyici gidiyor. Yabancı bir dizi izler gibi okudum çok keyifliydi. İkinci kitabı da en kısa zamanda okumak istiyorum
Romanın kahramanı, varlıklı, saygın ama duygusal olarak boş ve ruhsuz bir hayat süren bir soylu adamdır. Hayatta hiçbir şeye gerçek bir tutkuyla bağlanmamıştır; her şeyi “doğru” yapmasına rağmen kendini yaşayan bir ölü gibi hisseder.
Bir gün rastlantı sonucu bir at yarışına gider. Orada yaşadığı olaylar – özellikle küçük bir suç işleme anı ve sonrasında duyduğu yoğun vicdan azabı – onun içinde bastırılmış duyguları uyandırır.
Bu “olağanüstü gece”, adamın ruhunda büyük bir uyanış yaratır. Vicdanı, merhameti ve insana dair gerçek hisleri ilk kez derinden yaşar. Bu deneyim, onun için adeta yeniden doğuş olur:
Hayatı artık yalnızca “var olmak” değil, gerçekten “yaşamak” olarak anlamaya başlar.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma