Tam da o sıralarda Amerika Birleşik Devletleri’nden
(ABD) Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünü kurmak üzere Türkiye’ye dönen Prof.
Dr. Mehmet Öztürk’ün (şu an Dokuz Eylül Üniversitesi
İzmir Uluslararası Biyotıp ve Genom Enstitüsünde öğretim üyesi) Ankara Fen Lisesinde öğrencilerle moleküler biyoloji ve potansiyeli konusunda yaptığı söyleşi
Doç. Dr. Özlü Sıcakkan ‘a kararını verdirmiş. Üniversite
sınavında ilk 200’e, yaptığı tek tercihle de Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümüne girmiş. Üçüncü sınıfa geldiğinde Heidelberg, Max Plank
Enstitüsü, Moleküler Hücre Biyolojisi ve Genetik Bölümünden Prof. Dr. Anthony Hyman’ın laboratuvarına
staj için gitmiş ve bir projeye dâhil olmuş. Çalıştığı projede henüz çok yeni olan RNA bazlı gen susturma yöntemiyle 6 bin geni tek tek susturup yani işlevini bastırıp hücre bölünmesine olan etkilerini incelemişler.
Bu çalışma Nature dergisinde yayımlanmış ve yazarları
arasında henüz 3. sınıf öğrencisi olan Nurhan Özlü’nün
ismi de yer almış. Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesinde tamamladıktan sonra doktora yapmak üzere
aynı laboratuvara dönmüş ve hücre bölünmesi ile ilgili araştırmalarına başlamış. Doktora çalışmalarında
tamamen moleküler biyoloji tekniklerine odaklanmış.
Nature dergisinde ikinci makalesinin yayımlanması da
çok zaman almamış. Doktora sonrası çalışmaları için
ise EMBO’dan (European Molecular Biology Organization: Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu) aldığı
destek ile Harvard Tıp Fakültesinden Prof. Dr. Timothy
J. Mitchison’un laboratuvarına gitmiş.