Patriarkinin modernleşmesi ile oluşan bu “yeni erkek, kadınlara karşı duyarlı, babalıktan hoşlanan erkekler olmakla birlikte genellikle feminist çevrelerde şüpheyle karşılanır” çünkü her ne kadar bir tür “reforma uğramış”, “duyarlı”, “şiddetsiz”, “yumuşak” erkekler olsalar da bu erkekler homofobik olduklarından kendi aralarında dayanışma geliştiremezler; erkek egemen ortamlarda sessiz ve hareketsiz kalırlar. Bu tür erkeklerin deneyimleri bir tür cinsiyetçilik karşıtı erkeklik politikası ile ilişkilenmeden söz konusu dönüşümleri yaratmaktan aciz kalacaktır.
Bir kadın geliyor, size bir şeyi nasıl yapılacağını bir biçimde öğretiyor ve gidiyor. Siz de ondan sonra olumlu ya da olumsuz olarak yönünüzü değiştiriyorsunuz.
Türkiye’de erkeklerin değişimini olanaklı kılan koşulların ne olduğuna baktığımızda bunlardan en önemlilerinden birinin erkeklerin yaşamlarında onları değişime zorlayan kadınların varlığı olduğu görülüyor.